İsti’dâd

Bed asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir

Ziya Paşa

Bed=kötü, soysuz
zer-dûz=som altın
necâbet=asalet

İSTİ’DÂD: Bir şeyin alınmasına, elde edilmesine ve kazanılmasına olan yatkınlık, doğuştan gelen kâbiliyet, kavrayış, anlayış. İ sti’dâd Allahü teâlânın ihsânıdır. Hazret-i Ebû Bekr isti’dâdı sebebi ile Peygamberimize sallallahü aleyhi ve sellem bir şey sormadan inanıverdi. Ebû Cehl’de isti’dâd kuvveti bulunmadığından, o kadar alâmet ve mûcizeler (peygamberlere mahsus âdet dışı hâdiseler) gördüğü hâlde, Peygamberliğe inanmak seâdeti (mutluluğu) ile şereflenemedi. (İmâm-ı Rabbânî rahmetullahi aleyh)

Kur’ân- ı kerîmi anlamak için yetmiş iki yardımcı ilmi ve sekiz temel ilmi öğrenmek lâzımdır. Ancak bundan sonra Kur’ân-ı kerîmi anlamağa isti’dâd hâsıl olup cenâb-ı Hak ihsân ederse anlaşılabilir. Herkes anlamalıdır demek dinde müdâhene yâni gevşeklik olur. Kur’ân-ı kerîmi anlamak için isti’dâdı çok olan on sene, orta olan elli sene çalışmak lâzımdır. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî rahmetullahi aleyh) Hikmet Ehli zatlar buyuruyor ki; İnsandaki kabiliyet önemli, ancak nerede ve niçin kullandığı önemli. Bu kabiliyet ona nimet vesilesi mi yoksa azap vesilesi mi olacak, ona göre düşünüp hareket etmeli. Hattaboğlu Ömer de müslüman olmadan önce çok kabiliyetli idi. Müslüman oldu, Hazret-i Ömer oldu. Hizmetleri malum. Peygamberlerden sonra insanların üstünlükte ikincisi oldu. Ebu Cehil de öyle kabiliyetli idi, müslüman olsaydı Hazret-i Ömer gibi biri olurdu. Ancak bu kabiliyetini şer işte kullandı, Cehennemin dibini boyladı. Önemli olan süper kabiliyet, süper zeka değildir, süper ihlastır. Beş şey vardır, kalb katılaştığı zaman onun ilacı olur: 1) Salih müslümanlarla görüşmek ve onların meclisinde bulunmak. 2) Kur’an-ı kerimi okumak. 3) Karnını doyurmayıp helalden az bir şey yemekle yetinmek. Zira helal yemek kalbi aydınlatır. 4) Allahü teâlânın kâfir ve günahkâr için hazırladığı acı azabı ve tehdidini düşünmek. 5) Kendisini Allahü teâlâya kulluk vazifesini yapmakta aciz ve noksan görmek, bununla beraber Allahü teâlânın lütuf ve ihsanını düşünmektir. Bu tefekkür olup, bundan hayâ meydana gelir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: