Nâkıs

Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz…
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz !
Bursavî Tabib Muhammed Bey
çeşm=göz
kâmil=Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi.
mizan=Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
irfan=Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal.

NÂKIS: Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. O’nda kemâl (kusursuz) sıfatlar olmasaydı, eksik ve âciz olurdu. Âciz (güçsüz) ve nâkıs olmak, Allahü teâlâ hakkında muhâldir, imkânsızdır. (Kutbüddîn-i İznikî)

Nâkıstan kemâl olmaz

Bu yolda (tasavvuf yolunda) çalışmak isteyenin önce îtikâdını, inancını, Ehl-i sünnet vel-cemâat âlimlerinin bildirdiklerine göre düzeltmesi lâzımdır. Sonra herkese lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmelidir. Bundan sonra bu öğrendiklerini yapmalıdır. Ondan sonra her zamân Allahü teâlâyı zikretmeli, anmalıdır. Fakat zikir yapmasını kâmil (yetişmiş) ve mükemmil (yetiştirebilen) bir zâttan öğrenmesi şarttır. Nâkıs olandan öğrenirse, kemâle eremez, maksada ulaşamaz. (İmâm-ı Rabbânî rahmetullahi aleyh)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki; (Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalıdır. Allahü teâlâ, insanlara güç gelen şeyleri değil, kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insan zayıf, dayanıksız yaratılmıştır).

İnsan nakıstır, hata ve günah işleyebilir, mühim olan, hatasını anlayıp tevbe etmek ve iyi bir insan iyi bir kul olmaktır.

Hatasında ısrar eden ahmaktır. (Seyyid Abdülhakim Arvasi rahmetullahi aleyh)

 

Bir Müslümanın, kendini Cennetlik gibi, günahkârları da Cehennemlik gibi görmesi doğru değildir.
Günahkârları beğenmemeli, fakat kendini günahkârlardan üstün de görmemelidir. Kendini Cennetlik, günahkârı Cehennemlik bilmemelidir. Hatta kâfir için bile böyle düşünmemelidir. Kâfir, bir Kelime-i şehadet getirerek Cennetlik, kendisi bir söz söyleyerek Cehennemlik olabilir.

İsrailoğullarından bir eşkıya, kırk yıl günah işler. Bir gün Hazret-i İsa aleyhisselamı havarilerden biri ile giderken görür. Yaptığı eşkıyalığa pişman olur. “Ben bunlara katılayım” diyerek peşlerine takılır. Havarinin yanına yaklaşır, “Benim gibi bir eşkıyanın böyle bir zatın yanında gitmesi uygun olur mu?” diye düşünür. Havari de, “Bu yol kesici nereden çıktı? Benimle nasıl gelir?” diyerek ondan uzaklaşıp İsa aleyhisselama yaklaşır. Allahü teâlâ Hazret-i İsa aleyhisselama vahyeder ki:
(İkisine de söyle! İkisinin de geçmişlerini mahvettim. Yeniden amele başlasınlar. Kendini beğendiği için havarinin ibadetini mahvettim. Kendini aşağı gördüğü için de eşkıyanın günahlarını affettim.)
Hazret-i İsa aleyhisselam, durumu her ikisine de bildirir ve eşkıyayı havarileri arasına alır. (İmam-ı Gazali rahmetullahi aleyh)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: