Latife

Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez !
Şeyhülislam Yahya

Latife=Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu.

Latife yapmak=Şaka yapmak, fıkra anlatıp insanları güldürmek

 

Asık yüzlü, somurtkan insanların pek sevilmediğini hepimiz biliriz. Güler yüzlü insanların sattığı sirkeyi alırız da, asık suratlı insanların sattığı balı almak istemeyiz. Bu, insanların tabiatında var.

Yoğun çalışmalar ve üzücü olaylar karşısında sıkılan insanın, neşeli olmaya ihtiyacı vardır. Bunun için ara sıra [dini hususların haricinde] fıkra anlatmak, şakalaşmak iyi olur.  

Abdullah-i  Dehlevî  hazretleri  buyurdular ki: Resûlullah”sallallahü aleyhi ves sellem” lâtife yaparlardı. Fakat o lâtifede yalan bulunmazdı. Nitekim hadîs-i şerîfde şöyle gelmiştir;

Yaşlı bir kadın Resûlullah ”sallallahü aleyhi  ve sellem” efendimizin huzuruna  gelerek, yaşlı kadınların Cennete girmeyeceklerini  duydum, bu  söz  doğru  mudur ?  diye  arz etti. Resûlullah“sallallahü aleyhi ve sellem” o yaşlı kadına lâtife ederek;

(Cennete genç kadınlar girecek, yaşlılar değil !) buyurdu.  Bunun  üzerine  o   yaşlı  kadın  üzgün  bir  şekilde evine   gitmek  için  izin  isteyince,  Resûlullah  efendimiz ”sallallahü aleyhi ve sellem” o kadına tekrar; (Allahü teâlâ yaşlı kadınlara  gençlik ihsân  ettikten sonra Cennete sokacaktır. Bunun için, Cennette  ihtiyar bulunmayıp, herkes genç olacaktır.) buyurdular.
Güler yüzlü, yumuşak ve cana yakın insanlarla konuşmak, tanışmak ve kaynaşmak kolaydır.
Asık suratlı insanlar ile konuşmak, sıkıntıdır. İhtiyaç kadar konuşur, bir an önce ayrılmak isteriz.

 

Nasreddin Hocanın lâtifeleri ve nükteleri pek çoktur bizi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. İşte onlardan biri.

 

Tavuğu 5, papağanı 50 akçeye satan adama Hoca sorar.”
– “Hemşerim bu nasıl kuş 50 Akçe istersin?”
– “Hocam bu kuşa papağan derler ve ve insan gibi konuşur.” Bunu duyan Hoca hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner ve başlar bağırmaya.
– “Bu gördüğünüz kuş sadece 100 Akçeye, gel, gelll!” Herkesten çok papağanı satan adam şaşar bu işe ve Hoca’ya sorar:
– “Hocam 100 Akçe çok değil mi bir hindi için?” Hoca:
– “Sen 50 ye satıyorsun ama”
– “Dedim ya hocam benim kuş konuşur ama”
– “Öyleyse, benimki de düşünür!”

 

Büyükler de sohbetlerinde lâtife yaparak, talebelerinin dikkâtini bu şekilde toplamaya çalışırlarmış.

 

Tâcüddîn hazretleri talebelerinden biri şöyle anlatır: “Bir defâsında hocamızla bir yerde oturuyorduk. O, feyzsaçılan ağızlarından sanki inci ve mercan dökülüyor, tasavvufa âit ince mârifetlerden, yüksek hakîkatlerden anlatıyordu. Bâzan da, talebelerin dikkatlerinin dağılmaması ve usanmamaları için, arada bir latîfe ve şaka yapıyordu. Talebelerden birinin gönlünden;

“Böyle yüksek bir zâtın, böyle latîfe ve şaka ile de meşgûl olması münâsib değildir.” diye geçti. Allahü teâlânın izni ile, kerâmet olarak o talebenin kalbinden geçenleri anlayan Tâcüddîn hazretleri buyurdu ki: “Mîzâh (latîfe, şaka yapmak), Resûlullah efendimizin sünnetlerindendir. Çünkü O, aşırı olmamak ve yalan olmamak şartı ileEshâb-ı kirâm ile şakalaşırdı.” Bunun üzerine, kalbine öyle düşünceler gelen talebe, düşüncelerinde hatâlı olduğunu, hocasının yaptığının uygunsuz olmadığını anlıyarak, o hâline tövbe etti.

 

Abdülkâdir Deştûtî, bir gün Sultan Kayıtbay ile birlikte otururken, elbisesine sinekler kondu.

Latîfe yoluyla sultâna dedi ki: “Şu sineklere söyle de, benim üzerimden gitsinler.” Kayıtbay;

“Efendim! Sinekler benim sözümden ne anlarlar. Ben onlara nasıl anlatabilirim?” dedi.

Bunun üzerine Abdülkâdir Deştûtî hazretleri buyurdu ki: “Sen nasıl sultansın ki, sineklere dahi sözün geçmiyor?” Yânî, bunu söylerken nükte yolu ile; “Dünya sultanlığına güvenme.

Bu her ne kadar yüksek görünüyor ise de, sineklerin bile kendisine itâat etmediği bu sultanlığa sultanlık denir mi? Buna aldanıp gururlanmamak lâzımdır.” demek istedi. Bundan sonra; “Ey sinekler, üzerimden ayrılınız.” buyurdu. Bu söz üzerine sinekler üzerinden çekilip gittiler. Bu hâdiseden çok ibret alan Sultan Kayıtbay, hakîkî sultanların bu büyükler olduğunu, onlara tâbi olmakla şereflenen bir çöpçünün, o büyükleri tanımak nasîb olmayan sultanlardan kat kat kıymetli olduğunu daha iyi anladı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: