Havf Ve Recâ

Kimseden havf eylemez Allah’dan havf eyleyen
Keçecizade İzzet Molla

Bilmişem bulman visâlin lîk bu ümmîd ile
Gâh gâh öz hâtır-ı nâ-şâdumı şâd eylerem
Fuzulî

Ey sadr-ı kerem-kâr ki degâh-i refî’in
Erbâb-ı dile kıble-i ümmîd ü recâdır
Nedim

HAVF VE RECÂ:

Allahü teâlâdan korkmak (havf) ve rahmetini ümid etmek (recâ).

Havf gençlikte, recâ yaşlılıkta çok olmalıdır. (Muhammed bin Hasen Can rahmetullahi aleyh)

Havf ve recâ, kul itâat hâlini bırakıp benlik sevdâsına düşmesin diye nefsi bağlayan iki yulardır. (Ebû Bekr Vâsitî rahmetullahi aleyh)

Kalb de dâimâ havf bulunmalıdır. Havf azalır da recâ çoğalırsa, kalb bozulur. Çünkü havf, kalbdeki arzûları yakar, dünyâ sevgisini çıkarır. (Ebû Süleymân Dârânî rahmetullahi aleyh)

Hazret-i Ömer buyurdu ki: Bütün insanların Cehennem’e, bir kişinin Cennet’e gireceğini söyleseler, umarım ki o bir kişi ben olurum; aksine bütün insanların Cennet’e, bir tek kişinin Cehennem’e gideceğini söyleseler, korkarım ki o kişi ben olurum. İşte havf ve recâ böyle olmalıdır. (İmâm-ı Gazâlî rahmetullahi aleyh) 

RECÂ:ÜMMÎD (Ümîd):

Ummak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek.

Ümid etmek, Allahü teâlânın rahmetini ummak.

Peygamber efendimiz, ölüm döşeğinde yatan bir hastanın ziyâretine giderek, ona,

kendisini nasıl hissettiğini sorar. Adam; “Günâhımdan korkuyor, fakat Allahü teâlânın

rahmetinden de ümîdimi kesmiyorum” deyince; Resûlullah efendimiz; “Mü’minin kalbinde havf (korku) ile recâ toplandığı müddetçe, Allahü teâlâ o kuluna ümit verir ve onu korktuğundan emîn kılar” buyurmuştur. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn-Tenbîh-ül-Gâfilîn)

Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Ey günâhı çok olan kullarım! Allahü teâlânın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz.

Allah günâhların hepsini affeder. O, sonsuz mağfiret ve nihâyetsiz merhâmet sahibidir. (Zümer sûresi: 53)

Akıllı kendini murâkabe (kontrol) edip ölüm sonrası için çalışan kimsedir. Ahmak da nefsinin arzûları peşinden koşup, Allahü teâlâya ümid bağlayan kimsedir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, İbn-i Mâce)

Allahü teâlâdan korkmalı, O’nun rahmetinden ümidi kesmemelidir. Ümid, korkudan çok olmalıdır. Böyle olanın ibâdetleri zevkli olur. Gençlerde korkunun, ihtiyarlarda ve hastalarda ümîdin fazla olması lâzımdır denildi. Korkusuz ümid, ümidsiz korku câiz değildir. (Hâdimî rahmetullahi aleyh)

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: