Fehm

FEHM: Anlayış; iyiyi kötüden ayıran anlama kuvveti.

Ahmak insan kendisini aldanmaktan koruyamaz. Akıl ve fehm, insanın yaratılışında olacak. Yaratılışında akıl ve fehimden mahrûm olanlar, bunları sonradan te’min edemezler.

(İmâm-ı Gazâli)

Bakmadı dünya-yı denîye, fehm etti encâmını,
sa’y edip, kurb-i hudâda eyledi bayramını

Biz, bu dünyayı bir misfirhane, kendimizi de misafir olarak düşünebiliriz ki; Kuşadalı İbrâhim Halvetî (1774-1846) fehmelemek hakkında bakın ne diyor.

Vech-i yâre dûş olan âlemde seyran istemez
Cânını cânâna teslim eyleyen can istemez

Bu misafirhanenin fâniliğin fehmeyleyen
Hâne-i kalbinde Hak’tan gayrı mihman istemez

………………………………………………………………

Mihman=misafir
Vecih =Yüz, çehre, surat.
yâr=Dost, ahbab, tanıdık. * Yardımcı. * Âşık. Mâşuk, sevgili.
dûş=kavuşan,kavuşmuş

Hatt-ı ná-fercámımı yok bir bakıp fehmeyleyen, 
Her görüp seyrettiğim simá-yı bi-máná garib.

Söyleyenler anlamazlar dinleyen fehmeylemez, 
Hásılı her söz hümá-pervázdır hemtá garib.

diye devam etmiş bir başka şair de…

İmam-ı Rabbani hazretleri bazı konuları özellikle de tasavvuf konularını fehmeylemenin, anlayabilmenin zor olduğunu bildirmektedir.  Bu yüzden büyükler buyurmuşlar ki;”mektubatta bildirilenleri anlamamız zordur, biz sadece bereketlenmek için okuruz..” 

İmam-ı Rabbani hazretleri, 308.mektubda ve diğer bazı mektublarında tasavufa dair meseleleri anlamanın zor olduğunu bildirmek ve konuyu fehmeylemek  için anlayışımızı artırması için Allahü teâlâ’ya dua ederek başlamaktadır.

………………..

İyi dinle! Allahü teâlâ anlayışını artdırsın! Peygamberimiz “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm”, (İki kelime vardır. Söylemesi çok kolaydır. Terâzîde çok ağır gelirler. Allahü teâlâ, bu iki kelimeyi çok sever. Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm) buyurdu. Çok kısa olduğu için, bunu söylemenin çok kolay olduğu meydândadır. Fekat, terâzîde çok ağır olmaları ve Allahü teâlâya çok sevgili olmaları şöyledir ki, birinci kelimesi, Allahü teâlâyı, Ona yakışmıyan herşeyden ve mahlûkların alâmetlerinden ve yok olmakdan tenzîh ve takdîs etmekdedir. Uzaklaşdırmakdadır.

302.mektub

………..Allahü teâlâ anlayışını artdırsın! (Vilâyet), evliyâlık demekdir. Allahü teâlâya yakın olmakdır. Bu yakınlık, araya zıl karışmadan olamaz. Arada perdeler bulunur. Evliyânın vilâyetinde zıl olduğu meydândadır. Peygamberlerin vilâyeti “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” her ne kadar zıllerden kurtulmuş ise de, ismlerin ve sıfatların perdeleri araya karışır………………..

298.mektub

………..Allahü teâlâ, anlayışını artdırsın! Uzun zemândan beri seyr zıllerdedir. Zılle kavuşmakla, ayn ele geçmiş sanılmışdır. Şimdiye kadar, bunun aslına kavuşulamadı. Yalnız zılle kavuşuldu. Bir kimsenin elindeki aynanın, o kimsenin zâtından değil, sûretini göstermekden nasîbi vardır. İşâretle bildiriyorum. İyi anlayınız!………………….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: