Ekâbir

Geldimse n’ola ben şuara bezmine ahir ?
Adet budur ahirde gelir bezme ekâbir…

Nevî

ekâbir=büyükler
şuara=şairler
bezm=
Sohbet meclisi. Muhabbet yeri. Yiyip içme
ahir=En son, sonraki.

Şair diyorki; “şairler meclisine şairler ordusuna, şairler kervanına en son ben geldimse ne olacak yani. Adet budur ki, ekâbir yani büyükler en sonra gelir.”  


Bilmezmisiniz ki; talebeler müridler toplanıp beklerler hocalarını. Hocaları olan büyükler de en sonra gelir ve sohbet başlar.
Bilmezmisiniz ki; insanların en üstünü ve peygamberlerin en üstünü , alemler onun yüzü suyu hürmetine yaratılan ahir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselam(sallalhü aleyhi vesellem)de en sonra gelmedi mi?

Ekâbir: En büyükler. Pek büyükler. Devlet ricali. Rütbece büyük olanlar.

Ekâbir ekber’in çoğulu, ekber=büyük, ekâbir=büyükler 

Ehl-i sünnet alimleri, gerçek islâm alimleridir. İnsanların en üstünü Muhammed aleyhisselam(sallahlahü aleyhi vesellem), ondan sonra diğer peygamberler, ondan sonra eshab-ı kiram(rıdvanullahi aleyhim ecmain), ondan sonra ehl-i sünnet alimleridir. Onun için bunlar hocasından veya hocalarından bahsederlerken büyükler şöyle buyurmuş, büyükler bize şöyle nasihat etti gibi hocalarından saygı ile bahsederler.

 

Büyükler size ne öğretti
Hep hocasından anlatan bir talebeye sorarlar:
– Hep büyükler diyorsunuz, büyükler şöyle iyidir, şöyle üstündür diyorsunuz. Allah aşkına onlar size ne öğretti?

– Şunu öğretti: Sizin önünüzde 73 tane birbirinin şekil, ağırlık, renk olarak aynısı altın kap olsa ve deseler ki bunlardan 72′ si sahte fakat bir tanesi gerçek ve siz bu gerçek olanı ilk denemenizde, hatasız olarak bulacaksınız. İşte büyükler bize, o ilk denemede onca kap arasından doğru olanı bulmayı öğretti!

– Herkes kendi altınını doğru biliyor, ne malum sizinkinin doğru olduğu?

– Bu noktada şu düstur işin içine girer. İslam, akıl değil, nakil dinidir. O doğru cevabı hocamıza hocası, ona da hocası, ona da onun hocası olmak üzere Resulullah efendimize kadar uzanan Silsile-i Zeheb (Altın silsile) ulaştırmaktadır. Bu noktada kimse, kendiliğinden bir şey diyemez.

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Bu büyükleri tanıyanlar pervasız olsa, patavatsız olsa, edepsiz olsa da aziz ve de makbuldür.)
Neden? Çünkü, Allahü teâlâ sevdiği kulunu rast gele adama sevdirmez. Eğer Allahü teâlâ sevdiği kulunu, seçtiği kulunu bir kuluna sevdirmişse o artık seçilmiştir, artık o kurtulmuştur ve o azizdir ve makbuldür.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: