Kalb-i Harâb, Kâbbe, Kalb Kırmak

Beyit-i Berceste

Kimseye bâkî değildir, mülk-i dünyâ sîmü zer,
Bir harâb olmuş kalbi, ta’mîr etmekdir hüner.
(Sîm=Gümüş, Zer=Altın, Bâkî=Ebedî, dâimî. Sonsuz) 

 Kalb-i Harâb: Harâb olmuş kalb, harâb olmuş gönül.

Kâbbe: Hüzünden ve gamdan dolayı, hali kötü ve kalbi kırık olmak.  
Kâbbe, “kalbi kırık olmak” manasına geliyor. Bir muharririn bir yazısında da belirttiği gibi; ünlem,virgül,nokta,iki noktayı dilimizden kaldırırsak neler olacağını okumuştuk. İnceltme işaretini atalı da epey oldu ve yazdıklarımız anlamsız ve mânâsız kelimeler oldu. İşte Kâbbe’deki inceltme işaretinde olduğu gibi. Eğer Kâbbe’yi inceltmeyi kaldırarak Kabbe (yağmur damlası, gök gürlemesi) diye yazar söylersek “kalbi kırık” yerine “yağmur damlası” demiş oluruz.
Kalb kırmak nedir; işte size birkaç tarif:
*Yapması çok kolay olan ama tersini yapması bir o kadar zor olan durum. *”Dal, rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere” cümlesi ile kamyon edebiyatına kadar inen, çok kötü sonuçlara neden olan durum. Kendi kişiliğine saygısı olan bir insanın asla gerçekleştirmemesi gereken eylem. *İnsanların ne kadar zor olduğunu anlamadıkları hal. Anlatsan da anlamazlar yaşayıp öğrenmeleri gerekir. Kendilerine değer vermeyenler başkalarına da değer vermez çok kolay kalb kırarlar.
 
Yunus Emre Hazretleri diyor ki:
Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.
  *Hiçbir şeyin eskisi gibi olmamasına neden olan olay… Hani bir hikaye vardır:
Bir gün babası oğluna bir tahta almış ve demiş ki “her kırdığın kalp için, her yaptığın yanlış için bu tahtaya bir iğne batır.” çocuk babasının dediklerini yapmış. Bundan sonra babası “ve şimdi de herkesin gönlünü al ve her özründen sonra bir iğneyi yerinden çıkar.” demiş. Tahtanın üzerindeki her iğneyi kaldırdıktan sonra babası almış oğlunu ve tahtanın karşısına geçmişler. “Bak! bu tahta hiçbir zaman eskisi olmayacak, bunu sana verdiğim andaki halini bir daha göremeyeceksin. Oğlum işte insan kalbi de böyledir. Bir kimseyi bir kere kırdın mı, incittin mi onu eski haline döndürmek imkansızdır. Bu yüzden hayatta çok dikkâtli olmalısın, söz ağızdan bir kere çıkar.”demiş.
 *Hayatta hiç ummadığınız ve çok güvendiğiniz insanlar tarafından yapılınca daha da acı verici olan durum.Kalb kırmayı sevdiğin bir insana karşı yaptıysan, ve bunu da farkına vardıysan“hay dilimi eşek arısı soksaydı da söylemeseydim o lafları” veya “aptalım ben aptal” diyerek pişmanlığın derin sularında kulaç atıyor olmaktır. Bir söz vardır; boğaz kırk boğumdur, otuz dokuzunu yut, birini söyle. Bazen insanlar konuşurken ne dediklerinin farkına varmazlar. Düşünüp, ne diyeceğini tartıp öyle söylemeli söylenecekleri. Karşımızdaki insan kim olursa olsun, kalb kırıp kul hakkına girmekten sakınmalı. Birisine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. Genelde kendini beğenen, kibirli olan kalb kırar.İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Rahmetullahi aleyh)
Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur.
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin]

(İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.)
[İ.Ahlakı]
(Mümin Kâbe’den üstündür.) [İbni Mace]
(Emr-i maruf ve nehy-i münkeri, ancak, rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.) [İmam-ı Gazali (Rahmetullahi aleyh)] 
 Kalb kırmanın dindeki önemi hakkında; İmam-ı Rabbani (Rahmetullahi aleyh) hazretleri buyuruyor ki:
Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta, onun emrini yapmak olur.
(C.3, m.45)

Seyyid Abdülhakim Arvasi (Rahmetullahi aleyh)  hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir:
Hiç kimsenin kalbini incitmeyin. 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: