Abd, Abdiyyet ve Abid?

Efendim, Bugünkü yazımızın konusu Abd, Abdiyyet ve Abid ne demektir.
Her zaman olduğu gibi güzel bir mısra-ı berceste ile başlayalım.

Tahsil-i kemalat, kem alat ile olmaz ! (Nâbî)

Tahsil= Hâsıl etmek. İlim edinmek. İlim öğrenmek veya öğretmek için çalışmak.
Kemalat=Faziletler, iyilikler, mükemmellikler. Ahlâk ve huy güzellikleri. Terbiyelilik, edeblilik.(

Kem=Az, noksan, eksik. Kötü. Fenâ. Ayarı bozuk. Fakir, hakir.
Alat=Vasıtalar. Âletler.

 İlk bakışta mısra-ı bercesteden bir şey anlamıyor gibi görünebiliriz. Bilmediğimizi zannettiğimiz kelimeleri mısra-ı bercestenin altına yazdık. Kelime haznemiz geliştikçe ufkumuz açılacak, anlayışımız artacak ve öz kültürümüz olan Osmanlıyı daha iyi kavrayacağız.

Şair bir mısra bir beyit okur ve içinde geçen bilmediğimiz kelimeyi sorar.Ve o bilmediğimizi zannettiğimiz kelimeyi aslında bildiğimizi ispat edeceğini söyler. O kelimenin kökünden başlayarak bildiğimiz diğer türeyen kelimeleri söyler. Ha tamam bu kelime oymuş deriz, ve bizim olan o kelimeyi hatırlarız.
Sözün üstadlarının affına sığanarak mısra-ı berceste ve beyit-i bercesteleri bu sütunda yazmaya çalışıyoruz. Sürç-ü lisan lisan edersek affola.

ABD: 1. Kul, köle, Allah’ın kulu. Mahluk, insan. Hizmetçi. (Hür’ün zıddı). “Abd kelimesi Allah’ın bazı isimleriyle birleştirilerek erkek isimleri meydana getirilir. Abdullah (Allah’ın kulu). Abdulbâki (Ebedi olan Allah’ın kulu) gibi. Bu isimleri taşıyan insanlar buna lâyık olmaya çalışmalıdırlar.”
Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allahü teâlâ, abdini
(Muhammed aleyhisselâmı)bir gece Mescid-i Haram’dan, Mescid’i Aksâ’ya götürdü. (İsrâ sûresi: 1)
Göklerde ve yerde olan herkes, hiçbiri müstesnâ olmamak üzere, çok esirgeyici Allahü
teâlâya mutlaka abd olarak gelecektir.
(Meryem sûresi: 93)

2. Köle.
Üzerinize, sizi Allahü teâlânın kitâbı ile yöneten bir abd bile vâli tâyin edilse, onu dinleyin ve itâat edin. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

ABDİYYET: Kulluk makamı. Evliyâlığın en yüksek makâmı, derecesi. İyilikleri Allahü teâlâdan bilip kendinden bilmemek.
Allahü teâlânın lütf ve ihsânı ile Abdiyyet derecesine ulaşmak istiyen kimsenin,
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve selleme tam olarak uyması lâzımdır. Bu yüce zirveye o yüce peygambere tam uymakla kavuşulur. Bu, Allahü teâlânın bir lütfu olup, onu dilediğine ihsân eder. (İmâm-ı Rabbânî)

ÂBİD: İbâdet eden. Farzları ve vâcibleri yerine getirdikten sonra çeşitli nâfile ve yapılması sevab olan işlere de devam eden. Çokluk şekli, ubbâd’dır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Tevbe edenler, âbidler, hamd edenler (cihâd veya ilim öğrenmek için) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, emr-i mârûf nehyi anil münker yapanlar ve Allahü teâlânın sınırlarını koruyanlar (yok mu? İşte onlar da Cennet ehlidir. Habîbim) Sen o mü’minlere dahi Cenneti müjdele. (Tevbe sûresi: 112)
Allahü teâlânın haram kıldığı
(yasak ettiği) şeylerden sakın, insanların en âbidi olursun. (Hadîs-i şerîf-Miftâh-un-necât)
Âbidin en büyük maksadı, âhiret sevâbına kavuşmaktır. Âbid, ibâdetinden öyle zevk alır ki, ibâdetten bir an men’ edilse, onun için en büyük eziyet olur. Hattâ âbidlerden biri; “Ölümden korkmuyorum, ancak gece ibâdetime mâni olacak diye korkuyorum” demiştir.
Diğeri de; “Allahım mezarımda da bana ibâdet imkânlarını ihsân et” diye duâ etmiştir. (İmâm-ı Gazâlî rahmetullahi aleyh)

Malikabi

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: