Şöhret

Kâfi bana bilmek beni, hiç bilmesin alem,
Zira büyük afettir o şöhret, neme lazım.
Giridli Sırrı Paşa

Şöhret =Ad yapma. Ün. Şân. * Hadis ilminde: Meşhur hadis mânasında kullanılır.

(Mevki ve şöhret sahibi olmak arzusu, insanlarda üç şeyden hasıl olmaktadır.
Birinci sebep, nefsin arzularına kavuşmaktır. Nefs, arzularının, haram yollardan elde edilmesini ister.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Selim-ül Kalb

Nevres, selîm-ü pâk gelip gitmedir hüner
Yohsa cihana günde bin âdem gelir gider
Sakızadalı Osman Nevres

Selîm= Sağlam, kusursuz. Refah ve selâmet üzere bulunan.
Pak=Temiz, saf, katıksız. Hep, tamam, mübarek, kudsi.
Selim-ül Kalb=Temiz kalbli

Sakızadalı Osman Nevres yukarıdaki beyitte demek istiyor ki; Bu dünyaya geldiğin gibi temiz ve güzel gelip gitmektir marifet; yoksa bu köhne değirmene günde binlercesi gelir, gider. Öyle ya, tertemiz gelmemiş miydik dünyaya. Geldiğimiz gibi gidememek ne büyük hüsrandır. Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Dil-i Efgâr

Gül-i maksûdu el buldu benim zâr olduğum kaldı
Bu hâristân-ı âlemde dil-efgâr olduğum kaldı
Şeyhülislâm Yahyâ

Maksûd : Kasd edilen, istenen.
Zâr : Ağlayan
Hâr : Diken. Hâristan : (Sadece) dikenlerin bulunduğu yer.
Dil : Gönül
Efgâr : Yaralı
Dil-efgâr : Gönlü yaralı 

Allahü teala gönlü kırıklarla beraberdir.

Uhud savaşında her ev, en az bir şehid veya yaralı vermiştir. Allahü teâlâ, gönlü kırıklarla beraber olduğu için mü’minler, hâsıl olan gönül kırıklığı içinde sabretmişler; bu sabır, onların derecelerinin daha da yükselmesine ve islâmın yayılışında sür’ate vesile olmuştur.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Cehl

Alim ile sohbet et, bulursun mertebe,
Cahil ile etme sohbet , dönersin merkebe.

Cehl: İlimsizlik, cahillik, bilmemezlik, ilimden mahrum olmaklık, nâdanlık, tecrübesizlik.
Cehl-i mürekkep:Bilmemekle beraber, bilmediğini de bilmemek.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Gafil

Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber.
(Niyazi-i Mısrî)

Gafil=Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah’ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Neşat

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz 
Nâbi

hazân=sonbahar
gam=keder
dehr=Zaman, çok uzun zaman, ebedi. * Bin yıllık zaman. * Dünya.
Neşat=Sevinç. Şen şâd ve hoşdil olmak. Sürur, Neşe, keyf. 
İnsan iki hâl üzeredir: Sevinç ve keder. İster kederli, ister sevinçli ol, kederini ve sevincini öyle birisine söyle ki, üzüldüğün zaman o da seninle birlikte üzülsün, sevindiğin zaman o da seninle birlikte sevinsin.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Lehv Ve La’b

Mülk-i dünyâ kimseye kalmaz sonu berbâd olur
Ey Muhibbî şöyle farzet kim Süleymân olmuşum
Muhibbî

La’b:  Oyun, boş şey. Oyun ile boş yere vakit geçirme.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Kanaat

Düşvarcadır eğerçi reh-i teng-i kanâat
Yokdur hatar u bîmi selâmet var içinde

Nâbî

Düşvâr : Zor
Eğerçi : Gerçi
Reh : Yol
Teng : Dar, sıkıntılı
Hatar : Tehlike
Bîm : Korku

[Kanaat dar yolu birazcık sıkıntılıdır ama tehlike korkudan uzak selâmetli bir yoldur.]

Kanaat: Aç gözlü olmayıp hırs göstermemek. Kısmetinden fazlasına göz dikmemek. Helâl ile yetinip haramı istememek. Az şeyi de olsa kısmetine razı olmak.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Hak

Aklın varsa ey kardeşim, Hakkı sevmek olsun işin
Aşk tadını tatmıyanın, Kalbi temiz olmaz imiş.

(M. Sıddîk bin Saîd rahmetullahi aleyh)

HAK (El-Hakk):

1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Vâcib-ül-vücûd yâni varlığı lâzım olan, hiç yok olmayan, dâimâ var olan ve kendisinden başkası yaratmaya lâyık olmayan.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Evliyâ

Evliyâya kim bakarsa, ten gözîle serseri,
bî basardır, cânı yokdur, ölüdür, değil diri.
Evliyâ cândır, gerekdir can gözîle bakıla,
zîrâ ki, canlı kişiler, câna olur müşteri.

Veli=Evliyâ

Evliyâ=Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk’ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahu tealanın mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

« Daha Yeni Gönderiler · Önceki Yazılar»