<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>BERCESTE</title>
	<atom:link href="http://berceste.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://berceste.wordpress.com</link>
	<description>Eğer maksud eserse, mısra-ı berceste kafidir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Oct 2009 16:14:44 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='berceste.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/7dba5b66347c82f8e48c48d8e8ec9d5f?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>BERCESTE</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Afiyet</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/10/22/afiyet/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/10/22/afiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 16:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/2009/10/22/afiyet/</guid>
		<description><![CDATA[Ni’mete kavuşanlara âfiyet olsun;
Zevallı âşık birkaç damla ile doysun.
Afiyet:Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak. Genellikle insanlar arasında yemekten önce, yemek esnasında ve yemekten sonra &#8220;Afiyet olsun&#8221; deniyor. Konuşma ve sohbet anında da Sıhhat ve afiyetler dileriz deniyor. Bu ikisi aynı şey değildir. Sıhhat ayrı, afiyet ayrı şeylerdir. Birbirine benziyor ise de farklıdır, sıhhat sağlık demektir.
Afiyet, dinin ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=213&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Ni’mete kavuşanlara âfiyet olsun;<br />
Zevallı âşık birkaç damla ile doysun.</strong></p>
<p>Afiyet:Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak. Genellikle insanlar arasında yemekten önce, yemek esnasında ve yemekten sonra &#8220;Afiyet olsun&#8221; deniyor. Konuşma ve sohbet anında da Sıhhat ve afiyetler dileriz deniyor. Bu ikisi aynı şey değildir. Sıhhat ayrı, afiyet ayrı şeylerdir. Birbirine benziyor ise de farklıdır, sıhhat sağlık demektir.</p>
<p><span id="more-213"></span>Afiyet, dinin ve itikadın bid&#8217;atlerden, amelin ve ibadetin afetlerden, nefsin şehvetlerden, kalbin heva ve vesveseden ve bedenin hastalıklardan selamet bulması, kurtulması demektir. Resulullah efendimizden duaların efdali hangisi diye sorulduğunda (Allahü teâlâdan afiyet isteyin. İmandan sonra, afiyetten büyük nimet yoktur) buyurdu. İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki; Allahü teâlâ âfiyet versin! Öyle bir âfiyet versin ki, büyüklerden biri, hep düâ eder, Allahü teâlâdan bir günlük âfiyet isterdi. Adamın biri, bu zâta, (Sen hergün âfiyetde değil misin?) dedi. (Allahü teâlâdan öyle bir gün istiyorum ki, sabâhdan akşama kadar Allahü teâlâya hiçbir günâh işlemiyeyim. Âfiyetle geçen gün böyle olur) buyurdu. Cenâb-ı Hak, size de, böyle âfiyetli günler ihsân eylesin! Allahü teâlâ, size selâmet ve âfiyet versin! Dünyâ ve âhıret se’âdetlerine kavuşmak için, dünyâ ve âhıretin efendisine “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ” uymak lâzımdır. Ona uymak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak, önce i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. Bundan sonra, o büyüklerin Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden anlayıp bildirdikleri halâl, harâm, farz, vâcib, sünnet, mendûb, mubâh ve müştebeh bilgilerini öğrenmek ve bütün işlerini bunlara uygun olarak yapmak lâzımdır. Bu iki i’tikâd ve amel kanadları elde edildikden sonra, eğer ezelde mes’ûd olmuş ise, mukaddes âleme uçmak nasîb olur. Bu iki kanat olmadan yükselmek olamaz. Bu alçak dünyâ, arkasından koşmağa değmez. Malının, mevkı’inin değeri yokdur ki özenilsin. Değerli, kıymetli şeyleri aramalıdır. Allahü teâlâ, herşeyi bir sebeble yaratdığı, gönderdiği için, kendisine kavuşduran sebebi, o vesîleyi Ondan istemelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki; Allahü teâlâdan âfiyet isteyiniz. Îmândan sonra âfiyetten daha büyük nîmet yoktur. (Hadîs-i şerîf-Müsned-i Ahmed bin Hanbel) Yâ Rabbî! Senden sıhhat ve âfiyet ve emânete hiyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kadere rızâ göstermeyi istiyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Merhametin hakkı için bunları bana ver. (Hadîs-i şerîf-Edeb-ül-müfred) Yâ Rabbî! Bana ilim ver, hilm (yumuşaklık) ile zînetlendir. Takvâ (haramlardan sakınmak) ihsân eyle. Âfiyet ile beni zînetlendir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Dert ve belâ gelince, Allahü teâlâya sığınmalı, kurtarması ve âfiyet vermesi için duâ etmeli, O&#8217;na yalvarmalıdır. Allahü teâlâ duâ edenleri, sıhhat, selâmet ve âfiyet istiyenleri sever. (Ahmed Fârûkî rahmetullahi aleyh)</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/213/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=213&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/10/22/afiyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnfâk</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/10/07/infak/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/10/07/infak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:29:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[Şunlar kim, burada, gönüller yapar,
zekâtını verir, hem, fakîre bakar.
Alışda-verişde sünnete uyar,
İslâmiyyeti gözeten eller yanar mı?
İNFÂK:Nafaka verme. Besleme. Geçindirme.  Harcayıp tüketme.  Fakir olma.
Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama. Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:
(Ey Resûlüm!) Onlar, hangi şeyi nafaka olarak vereceklerini sana soruyorlar. De ki: &#8220;Maldan infâk [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=210&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Şunlar kim, burada, gönüller yapar,</strong><br />
<strong>zekâtını verir, hem, fakîre bakar.</strong><br />
<strong>Alışda-verişde sünnete uyar,</strong><br />
<strong>İslâmiyyeti gözeten eller yanar mı?</strong><strong></strong></p>
<p><strong>İNFÂK:</strong>Nafaka verme. Besleme. Geçindirme.  Harcayıp tüketme.  Fakir olma.<br />
Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama. Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme.</p>
<p><span id="more-210"></span>Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:</p>
<p>(Ey Resûlüm!) <em>Onlar, hangi şeyi nafaka olarak vereceklerini sana soruyorlar. De ki: &#8220;Maldan infâk edeceğiniz şey, </em>(öncelikle) <em>ananın, babanın, akrabânın, yetimlerin, yoksulların, yolcunundur. Her ne hayır işlerseniz, şüphesiz Allah onu çok iyi bilen </em>(mükâfâtını veren)<em>dir. (Bekara sûresi: 215)</em></p>
<p><em>Onlar ki, </em>(sırf) <em>Rablerinin rızâsını isteyerek </em>(her zorluğa) <em>katlanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve âşikâr </em>(hayır yoluna) <em>infâk ederler, kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte bunlar </em>(adı geçenler var ya), <em>âhiret seâdeti onlar içindir. (Ra&#8217;d sûresi: 22)</em></p>
<p><em>Onlar ki, infâk ettikleri zaman isrâf etmezler, sıkılık </em>(cimrilik) <em>da yapmazlar.</em></p>
<p>(Harcamalarında) <em>bu ikisi arası orta bir yol üzerinde bulunurlar. (Furkân sûresi: 67)</em></p>
<p>Yâ Ebâ Hüreyre! Mü&#8217;minlerin büyüğü, benden sonra o kimsedir ki, Allahü teâlâ ona mal verir, o da gizli ve âşikâre <em>Hak yoluna infâk eder ve yaptığı iyilikleri kimsenin başına kakmaz. (Hadîs-i şerîf-Kimyâ-i Seâdet)</em></p>
<p><em>Bilal-i Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı. Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Bilal’in evine gelip bu hurmaları görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hazret-i Bilal de, (Bunları misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım) dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar]</em></p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, iyilik ve hayra nail olamazsınız. Ne infak ederseniz, Allahü teâlâ, onu hakkıyla bilir ve mükafatını verir.) [Al-i İmran 92]</p>
<p>İnfaktan maksat zekat diyenler oldu. (Sevdiğiniz maldan zekat vermedikçe saadete eremez, Cennete giremezsiniz. Cimrilikten ve mal sevgisinden temizlenmiş olmazsınız) dediler. İnfak edilen her şeyi Allahü teâlâ bilir, dünyada hakkını verir, ahirette de sevabını ve derecesini artırır. Ömer bin Abdülaziz hazretleri, yüklerle şeker alıp sadaka olarak dağıtırdı.</p>
<p>Dediler ki:  (Niçin parasını değil de, şeker alıp sadaka ediyorsun?)<br />
Buyurdu ki: (Bu şeker, bana paradan daha kıymetlidir, şekeri çok severim.)</p>
<p>Âyet-i kerime nazil olunca, Hazret-i Ömer radıyallahü anh, en iyi cariyesini azat etmişti. Oğlu Hazret-i Abdullah radıyallahü anh da en iyi cariyesini azat etmişti. Kendisine dediler ki: (Kıymetli cariyeyi niçin bıraktın?)<br />
Buyurdu ki:  (Bu âyeti işitince bıraktım. Kişi sevdiğini vermeyince sevdiğini elde edemez.)</p>
<p>Harun Reşidin zevcesi Zübeyde, otuzbin altın harcetmiş, bir mushaf yazdırmıştı. Tamamlanıp da kendisine getirdikleri vakit bu âyet-i kerimeyi okuyunca, hemen mushafı kapayıp: (Alın bunu, salih bir müslümana hediye edin. Şu anda bu mushaftan daha çok sevdiğim bir şey yoktur) dedi.</p>
<p>Âyet-i kerime nazil olunca, Hazret-i Ebu Talha radıyallahü anh, en sevdiği malı olan bir bahçeyi Allah yolunda tasadduk etti. Zeyd bin Harise radıyallahü anh hazretleri de, Seyl adındaki atını tasadduk etti.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:<br />
(Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için tasadduk ederse, bu âyetteki iyilik ve hayra mazhar olmuş olur) buyurdu. (Tibyan)</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/210/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=210&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/10/07/infak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Selâm(Es-Selâm)</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/09/selames-selam/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/09/selames-selam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 15:40:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[Biz bu dünyâdan gider olduk,
Kalanlara selâm olsun.
Bizim için hayır duâ,
Kılanlara selâm olsun.
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)
SELÂM (Es-Selâm):

1. Esmâ-i hüsnâdan (Allahü teâlânın güzel isimlerinden). Zâtı ayıplardan (kusurlardan), sıfatları noksanlıklardan ve işleri kötülüklerden uzak, temiz olan. Eceli gelmeyen bir hastaya elem ve hastalıkları için yüz yirmi bir defâ Selâm (es-Selâm) ism-i şerîfi okunursa, Allahü teâlânın izniyle o kimse [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=207&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Biz bu dünyâdan gider olduk,<br />
Kalanlara selâm olsun.<br />
Bizim için hayır duâ,<br />
Kılanlara selâm olsun.<br />
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)</p>
<p>SELÂM (Es-Selâm):</p>
<p><span id="more-207"></span><br />
1. Esmâ-i hüsnâdan (Allahü teâlânın güzel isimlerinden). Zâtı ayıplardan (kusurlardan), sıfatları noksanlıklardan ve işleri kötülüklerden uzak, temiz olan. Eceli gelmeyen bir hastaya elem ve hastalıkları için yüz yirmi bir defâ Selâm (es-Selâm) ism-i şerîfi okunursa, Allahü teâlânın izniyle o kimse şifâ bulur veya hastalığı hafifler. (Yûsuf Nebhânî rahmetullahi aleyh)</p>
<p>2. İki müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; &#8220;Es-selâmü aleyküm&#8221; veya &#8220;Selâmün aleyküm&#8221; yâni dünyâda ve âhirette selâmette ol, sıhhat ve âfiyet sizin üzerinize olsun&#8221; demesi, diğerinin de; &#8220;Ve Aleyküm selâm&#8221; yâni &#8220;Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun&#8221; diye söylemesi. Birbirinize selâm veriniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Müslim) Îmân etmedikçe Cennet&#8217;e giremezsiniz. Birbirinizle sevişmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız, sevişirsiniz. Aranızda selâmı çok yayınız. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenâzesinde bulunmak, da&#8217;vetine gitmek ve aksırıp; &#8220;Elhamdülillah&#8221; deyince; &#8220;Yerhamükallah&#8221; diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim) Selâmda sünnet şöyledir ki; önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, devedeki ata binmiş olana, attaki merkebde olana, merkeb üstündeki yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olan çok olana, efendi hizmetçisine, baba oğluna, ana kızına verir. Rütbe ve ni&#8217;meti çok olan önce verir. İki müslüman, birbirine aynı anda selâm verirse, her ikisinin de birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse, ikincisinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zaman, bir kişi, hattâ bir çocuk cevâb verince, ötekiler vermese de olur. (MuhammedRebhâmî rahmetullahi aleyh) İki müslüman karşılaşınca, birinin &#8220;Selâmün aleyküm&#8221; demesi sünnet, diğerinin cevap olarak &#8220;Ve aleyküm selâm&#8221; demesi farz-ı kifâyedir. (Muhammed Rebhâmî rahmetullahi aleyh)</p>
<p>3. Sevginin ve muhabbetin ifâdesi olarak hayır duâ. Allahü teâlâya hamd olsun. Resûlullah&#8217;a salât ve selâm olsun.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/207/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=207&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/09/selames-selam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Âhir Zaman</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/ahir-zaman/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/ahir-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 13:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar.
(Ahmed Yesevî rahmetullahi aleyh)
ÂHİR ZAMAN: Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.
Muhammed aleyhisselamdan sonra, başka peygamber gelmeyecek, kıyamete kadar Onun bildirdiği İslam dini geçerli olacaktır. (Bin yılından sonra ahir zamandır) demek, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=205&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler<br />
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar.</strong><br />
<em>(Ahmed Yesevî rahmetullahi aleyh)</em></p>
<p><strong>ÂHİR ZAMAN: </strong>Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.</p>
<p>Muhammed aleyhisselamdan sonra, başka peygamber gelmeyecek, kıyamete kadar Onun bildirdiği İslam dini geçerli olacaktır. <a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3477">(Bin yılından sonra ahir zamandır)</a> demek, ahir zaman alametlerinin çoğalmaya başladığı zaman demektir. Bu alametler gittikçe çoğalacak, en son büyük alametler çıkacak, ondan sonra da artık kıyamet kopacaktır.<br />
<span id="more-205"></span></p>
<p><em>Âhir zamanda fitne ve belâ devâmlıdır. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)<br />
</em>Âhir zaman yaklaştıkça, îmânın olmadığını gösteren hâller ve işler, bid&#8217;atler (dinde olmayıp, ibâdet maksadıyla yapılan şeyler) çoğalır. İslâmiyet unutulur. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: <em>&#8220;Bir zaman gelecek ki, ümmetimde </em>(bana tâbi olanlarda, uyanlarda) <em>müslümanlığın yalnız adı kalacak. Mü&#8217;min olanlar </em>(inananlar) <em>yalnız </em><em>bir kaç İslâm âdetini yapacak. Îmânları kalmayacak. Kur&#8217;ân-ı kerîm yalnız okunacak, emirlerinden ve yasaklarından haberleri bile olmayacak. Düşünceleri yalnız yiyip içmek olacak. Alahü teâlâyı unutacaklar. Yalnız paraya tapınacaklar. Kadınlara köle olacaklar. </em><em>Az kazanmak ile kanâat etmeyecekler. Çok kazanınca, doymayacaklar.&#8221;  (Kurtubî, Mektûbât)</em></p>
<p>Bid’atler, küfür, irtidat, anarşi, bölücülük, çeşitli karışıklıklar, âhir zaman fitnesidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Kıyamet yaklaştıkla, fitneler çoğalır. Gece başlarken karanlığın artması gibi olur. Sabah evinden mümin olarak çıkan çok kimse, akşam kâfir olarak döner. Akşam mümin iken, gece imanları gider. Böyle zamanlarda, eve kapanmak fitneye karışmaktan iyidir. Kenarda kalan, ileri atılandan iyidir. O gün oklarınızı kırın, silahlarınızı bırakın! Herkesi tatlı dil ile, güler yüzle karşılayın!) [Ebu Davud]</p>
<p><strong> </strong></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/205/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/205/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/205/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/205/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/205/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/205/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/205/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/205/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/205/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/205/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=205&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/ahir-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gençlik</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/genclik/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/genclik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 13:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Geçdi gençlik, tatlı bir rü’yâ gibi, ey çeşmim zâr!
Beni mecnûn etdi girye, meskenim olsun mezâr!
çeşm=göz
zâr=ağla
girye=gözyaşı,ağlamak
mecnûn=aşık,birini çok fazla sevip aklını kaçıran
(İmam-ı Rabbani Hazretleri(rahmetullahi aleyh) mektubat kitabında; gençlik zamanın kıymetini bildirmekte ve gençlere nasihatlarını içeren mektublarda dünya ve ahiret seadetini göstermektedir.)
Kıymetli yavrum! Cenâb-ı Hak, hayrlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, islâmiyyet bilgilerini öğreniniz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=203&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Geçdi gençlik, tatlı bir rü’yâ gibi, ey çeşmim zâr!<br />
Beni mecnûn etdi girye, meskenim olsun mezâr!</strong></p>
<p>çeşm=göz<br />
zâr=ağla<br />
girye=gözyaşı,ağlamak<br />
mecnûn=aşık,birini çok fazla sevip aklını kaçıran</p>
<p>(İmam-ı Rabbani Hazretleri(rahmetullahi aleyh) mektubat kitabında; <strong>gençlik zamanın</strong> kıymetini bildirmekte ve gençlere nasihatlarını içeren mektublarda dünya ve ahiret seadetini göstermektedir.)</p>
<p>Kıymetli yavrum! Cenâb-ı Hak, hayrlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, islâmiyyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun olarak yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü fâidesiz, boş şeyler arkasında geçirmemek için ve oyunla, eğlence ile geçirmemek için çok uyanık olunuz!</p>
<p><span id="more-203"></span></p>
<p>Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir hâldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve râhatlığın bir arada bulunduğu bir zemândasın. Se’âdet-i ebediyyeye kavuşduracak sebeblere yapışmağı, yarar işleri yapmağı, niçin yarına bırakıyorsun? İnsan ömrünün en iyi zemânı olan, gençlik günlerinde, işlerin en iyisi ve fâidelisi olan, sâhibin, yaratanın emrlerini yapmağa, Ona ibâdet etmeğe çalışmalı, islâmiyyetin yasak etdiği harâmlardan, şübhelilerden sakınmalıdır. Beş vakt nemâzı cemâ’at ile kılmağı elden kaçırmamalıdır.</p>
<p>Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytânlarının saldırdığı bir zemândır. Böyle bir çağda yapılan az bir amele pekçok sevâb verilir. İhtiyârlıkda dünyâ zevkleri azalıp, güç kuvvet gidip, arzûlara kavuşmak imkânı ve ümmîdleri kalmadığı zemânda, pişmânlıkdan, âh etmekden başka birşey olmaz. Çok kimselere bu pişmânlık zemânı da, nasîb olmaz. Bu pişmânlık da, tevbe demekdir ve yine büyük bir ni’metdir.</p>
<p>Çokları bu günlere kavuşamaz.</p>
<p>Yavrum! Hak teâlâ, sana çok lutf ve ihsân ederek, bu genç yaşda tevbe etmekle ve islâm âlimlerinin yolunda bulunan birinin sohbetine kavuşdurmakla şereflendirmişdi. Bilemiyorum ki, nefs ve şeytânın ve din bilgisi olmıyan kötü arkadaşların arasında, o temiz hâlde kalabildin mi? Din düşmanları her yoldan gençleri aldatmağa uğraşırken, değişmeden, akıntıya karşı durmak kolay değildir. Gençlik zemânıdır. Para bol, nefsin her arzûsunu yerine getirmek kolay ve arkadaşların çoğu da uygunsuz! Fârisî beyt tercemesi:</p>
<p><strong>Cânım, yavrum! Sana sözüm, yalnız şudur:<br />
körpeciksin, yolun da çok korkuludur.</strong></p>
<p>Kıymetli oğlum! Mubâhların fazlasından sakınmalısın. Mubâhları, lüzûmu kadar kullanmalısın. Bunları da, Allahü teâlâya kulluk etmek niyyeti ile yapmalısın. Meselâ, birşey yirken, Allahü teâlânın emrlerini yerine getirmek için kuvvetlenmeğe, giyinirken avret yerini örtmeğe ve soğukdan, sıcakdan korunmağa niyyet etmeli ve her mubâh için [ve ders çalışırken böyle] gerekli niyyetler yapmalıdır. Büyüklerimiz azîmet ile hareket etmiş, ruhsatdan elden geldiği kadar kaçınmışdır. Mubâhları, zarûret mikdârı kullanmak da azîmetdir. Bu devlet, bu ni’met ele geçmezse, mubâhlardan dışarı çıkmamalı, harâm ve şübhelilere taşmamalıdır. Allahü teâlâ kullarına çok merhamet ve ikrâm ederek, mubâh olan şeylerle zevklenmeğe izn vermişdir. Pekçok şeyleri mubâh etmişdir. Halâl olan bu sayısız zevkleri, lezzetleri bırakıp da, harâm edilen birkaç zevke sapmak, Allahü teâlâya karşı, ne kadar edebsizlik olur. Hem de, harâm etdiği lezzetleri, dahâ fazlası ile mubâhlarda da yaratmışdır. Halâl olan çeşid çeşid ni’metlerin zevkleri bir yana, insanın işinden, Rabbinin râzı olmasından dahâ büyük zevk olur mu? Bir kimsenin işini, efendisinin beğenmemesinden dahâ büyük cefâ, sıkıntı olur mu? Cennetde Allahü teâlânın râzı olması, Cennet ni’metlerinin hepsinden dahâ tatlıdır. Cehennemdekilerden Allahü teâlânın râzı olmaması, Cehennem azâblarından dahâ acıdır.</p>
<p>Biz kuluz. Sâhibimizin emrindeyiz. Başı boş değiliz. Her istediğimizi yapmağa serbest değiliz. İyi düşünelim! Uzağı gören akl sâhibi olalım! Kıyâmet günü utanmakdan, pişmân olmakdan başka, ele birşey geçmez. Gençlik çağı, kazanc zemânıdır. Merd olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz. İhtiyârlık herkese nasîb olmaz. Nasîb olsa da, râhat, elverişli vakt ele geçmez. Vakt de bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zemânında, yarar iş yapılamaz. Bugün, her vaz’ıyyet elverişli iken, ananın babanın varlığı büyük ni’met iken, geçim derdi olmayıp fırsat elde iken, güç kuvvet yerinde iken, hangi özr ile, hangi sebeble, bugünün işi yarına bırakılabilir? Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Yarın yaparım diyen helâk oldu, ziyân etdi) buyurdu. Eğer dünyâ işlerini yarına bırakırsan ve bugün hep âhıret işlerini yaparsan güzel olur. Fekat, bunun aksini yaparsan çok çirkin olur.</p>
<p>Gençlik zemânında, insanı üç din düşmanı olan, nefs, şeytân ve kötü insanlar aldatmağa uğraşmakdadır. Bunlar karşısında az bir ibâdet pek kıymetli olur. İhtiyârlıkda yapılan, bundan katkat fazla ibâdetlerin bu kadar kıymeti olmaz. Düşman hücûm etdiği zemân, askerin ufak bir hareketi, çok kıymetli olur. Sulh zemânında yapılan büyük ta’lîmlerin, manevraların, bu kadar kıymeti olmaz. </p>
<p>Oğlum, bütün varlıkların hülâsası, özü olan insan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak, keyf sürmek için yaratılmadı. Kulluk vazîfelerini yapmak için, Rabbine itâ’at, tevâzu’, kuvvetsizliğini, ihtiyâcını göstermek, Ona sığınmak ve yalvarmak için yaratıldı.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/203/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=203&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/genclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rızk</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/rizk/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/rizk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 12:59:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-i tedbîrden
Kûdekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden
Verzîş: Gayret, çalışma
Kûdek: Bebek, Kûdekân : Bebekler
Bî-zebân: Dilsiz
Şîr: Süt
[İnsanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı-dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.]
RIZK (Rızık): Allahü teâlânın takdir ettiği maddî ve mânevî nîmet, kısmet. Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yer.
Rızkın birkaç anlamı vardır. 



1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=201&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-i tedbîrden<br />
Kûdekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden</strong></p>
<p>Verzîş: Gayret, çalışma<br />
Kûdek: Bebek, Kûdekân : Bebekler<br />
Bî-zebân: Dilsiz<br />
Şîr: Süt</p>
<p>[İnsanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı-dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.]</p>
<p><strong>RIZK (Rızık):</strong> Allahü teâlânın takdir ettiği maddî ve mânevî nîmet, kısmet. Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yer.</p>
<p>Rızkın birkaç anlamı vardır. </p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560">
<tbody>
<tr>
<td>1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar.<br />
<span id="more-201"></span><br />
2- Rızk, sadece yiyip içilen ve kullanılanlardır. Yiyip içilmeyen ve kullanmayan rızk sayılmaz. Fazla kazanç, malı arttırır; ama, rızkı arttırmaz. Rızk, mukadderdir. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Hiç kimse rızkını bitirmeden ölmez.) [Hâkim]</p>
<p>(Hiç kimse, nasibinden fazla rızka kavuşamaz. Rızkına kavuşup yemedikçe de ölmez. İstemese de rızkı kendisine verilir.) [Hakim]</p>
<p>3- İnsana faydası olan maddi ve manevi her şey rızktır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Dünya hayatında onların geçimliklerini [maddi, manevi bütün rızklarını] aralarında biz taksim ettik.) [Zuhruf 32]</p>
<p>İnsanlar, İslamiyet&#8217;i terk ettikleri için, yani Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymadıkları için ve İslam dininin gösterdiği rahat ve huzur yolundan ayrıldıkları için, dünyada bereket kalmadığı gibi maddi ve manevi rızklar da azaldı. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Beni unutursanız [maddi ve manevi] rızklarınızı kısarım.) [Taha 124]</p>
<p>Bunun için, iman rızkı, ilim rızkı, kalbin rızkı, mal rızkı, rütbe rızkı, evlat rızkı, sıhhat rızkı, gıda rızkı, insanlık ve merhamet rızkı ve daha nice rızklar azaldı. Bu rızkların hepsi dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edilmiştir. Kalbin rızkı dini ilimdir. Namaz manevi bir rızktır.</p>
<p>İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve ruhunun rızkları da bellidir. Rızk hiç değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yemeden, bitirmeden ölmez. Rızk, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Ama yine rızk için çalışmak dinimizin emridir.</p>
<p>İnsanlar beşe ayrılır<br />
İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:<br />
1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inanır. (Kâfirler)<br />
2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sanır. (Müşrikler)<br />
3- Rızkın Allah’tan geldiğini bilir; ama rızkı verir mi vermez mi endişe içindedir. (Münafıklar)<br />
4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğine inanır ama, çalışırken Allah’a asi olur. (Fasıklar)<br />
5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inanır. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmaz, haram işlemez. (Salih müminler)</p>
<p>Hak teâlâ buyurdu ki:<br />
(Ya Musa, bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü eda etmiş olur. Eğer rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.)</td>
</tr>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Allahü teâlâ Kur&#8217;ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:</p>
<p><em>Dünyâdaki maddî ve mânevî bütün rızıklarını aralarında taksim ettik. (Zührûf sûresi: 32)</p>
<p>Rızık husûsunda endişeye düşmeyiniz. İnsan son rızkını da yemeden ölmez. Allah&#8217;tan korkunuz, iyi ameller yapınız. Helâlı alıp, harâmı terk ediniz. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)</em></p>
<p>Rızık husûsunda Allahü teâlâya tevekkül eden kimsenin güzel huyları fazlalaşır; cömert olur ve ibâdetlerinde vesvese bulunmaz. <em>(Şakîk-i Belhî rahmetullahi aleyh)</em></p>
<p>Allahü teâlâ bir kimsenin sûretini ve rızkını güzel yapar, o da, Allah için tevâzû gösterirse, o, Allahü teâlânın yakın ve hâlis kullarından olur. <em>(Avn bin Abdullah rahmetullahi aleyh)</em></p>
<p>Rızık mukadderdir, ezelde takdir edilmiş, ayrılmıştır. Fazla ve noksan ihtimâli yoktur.</p>
<p>Rızkın noksan veya ziyâde olması, Hak teâlânın husûsî fadlı (ihsânı) iledir. Hiç kimsenin bunda bir katkısı yoktur. <em>(Muhammed Ma&#8217;sûm Fârûkî rahmetullahi aleyh)</em></p>
<p>Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdîr edip, ayırmıştır. İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve rûhunun rızıkları da bellidir. Rızık hiç değişmez. Azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yiyip bitirmeden ölmez. Bir kimse, Allahü teâlâ emrettiği için çalışır, rızkını helâl yoldan ararsa, ezelde belli olan rızkına kavuşur. Bu rızk ona bereketli olur. Bu çalışmaları için sevâb kazanır. Eğer, rızkını Allahü teâlânın yasak ettiği yerlerde ararsa, yine ezelde ayrılmış olan o belli rızka kavuşur. Fakat, bu rızk ona hayırsız, bereketsiz olur. Rızkına kavuşmak için kazandığı günâhlar da, onu felâkete sürükler. <em>(Seyyid Abdülhakîm Arvasi rahmetullahi aleyh)</em></p>
<p>Rızık, denince genelde yiyecek şeyler anlaşılır. Ev ve giyim eşyası da rızıktandır.<br />
Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın rızkı da bellidir. Rızık hiç değişmez. Azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yiyip bitirmeden veya kullanmadan ölmez. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlânın rızık vermediği, bir canlı yoktur.) [Hud 6]</p>
<p>İbni Abbas (radıyallahü anh) hazretleri de, zemzem içerken (Ya Rabbi senden faydalı ilim ve bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.</p>
<p>Allahü teâlâ, herkesin rızkına ölene kadar kefildir. Herkes için belli bir rızık, belli sayıda nefes takdir edilmiştir. Eceli gelen ölür. Kimisi hastalıktan ölür, kimisi trafik kazasında ölür, kimi intihar ederek ölür, kimi de açlıktan ölür. Bunlar ölünce de Allahü teâlânın kefil olduğu, takdir ettiği rızık bitmiş olur. Hiç kimse takdir edilen rızkını bitirmeden veya kullanmadan ölmez. Rızık için endişe etmemelidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Rızık için üzülme, takdir edilen [ezelde ayrılmış olan] rızık seni bulur.) [İsfehani]</p>
<p>Allahü teâlâ, çok şeyi sebeplerle yaratmaktadır. Mesela, hastalıklara şifayı veren de Allahü teâlâdır. Ancak doktoru, ilacı, sebep kılmıştır. İlaca şifayı veren de odur. Doktora gitmeyen, tedaviyi, ilacı kabul etmeyen, hastalıktan ölebilir. Bu hasta, kendisine takdir edilen rızkını bitirdikten sonra ölmüştür. Rızkı Allah verir; ama çalışmayı, yiyip içmeyi sebep kılmıştır. Çalışmayan veya yiyip içmeyen, açlıktan ölebilir. Bu da, kendisine takdir edilen rızkını bitirdikten sonra ölmüştür. Yani kendisine kefil olunan rızkı yemiş veya kullanmıştır, kefil olunan rızıktan mahrum kalmamıştır.</p>
<p>Hazret-i Ömer(radıyallahü anh), halife iken, kıtlık oldu. Eshab-ı kiramdan Bilal bin Hars(radıyallahü anh),  Resulullahın türbesine gidip, (Ya Resulallah! Ümmetin açlıktan ölmek üzeredir. Yağmur yağmasına vesile olman için sana yalvarırım) dedi. Resulullah o gece rüyasında görünüp, (Halifeye git! Benden selam söyle! Yağmur duasına çıksın) buyurdu. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), , yağmur duasına çıkınca, duadan sonra, yağmur yağmaya başladı. (M. Nasihat)</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/201/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=201&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/rizk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Latife</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/latife/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/latife/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 12:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez !
Şeyhülislam Yahya



Latife=Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu.
Latife yapmak=Şaka yapmak, fıkra anlatıp insanları güldürmek
 


Asık yüzlü, somurtkan insanların pek sevilmediğini hepimiz biliriz. Güler yüzlü insanların sattığı sirkeyi alırız da, asık suratlı insanların sattığı balı almak istemeyiz. Bu, insanların tabiatında var.
Yoğun çalışmalar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=199&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez !<br />
</strong><em>Şeyhülislam Yahya</em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="580">
<tbody>
<tr>
<td>Latife=Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu.</p>
<p>Latife yapmak=Şaka yapmak, fıkra anlatıp insanları güldürmek</p>
<p> </td>
</tr>
<tr>
<td>Asık yüzlü, somurtkan insanların pek sevilmediğini hepimiz biliriz. Güler yüzlü insanların sattığı sirkeyi alırız da, asık suratlı insanların sattığı balı almak istemeyiz. Bu, insanların tabiatında var.</p>
<p>Yoğun çalışmalar ve üzücü olaylar karşısında sıkılan insanın, neşeli olmaya ihtiyacı vardır. Bunun için ara sıra [dini hususların haricinde] fıkra anlatmak, şakalaşmak iyi olur.  <span id="more-199"></span></p>
<p>Abdullah-i  Dehlevî  hazretleri  buyurdular ki: Resûlullah”sallallahü aleyhi ves sellem” lâtife yaparlardı. Fakat o lâtifede yalan bulunmazdı. Nitekim hadîs-i şerîfde şöyle gelmiştir;</p>
<p>Yaşlı bir kadın Resûlullah ”sallallahü aleyhi  ve sellem” efendimizin huzuruna  gelerek, yaşlı kadınların Cennete girmeyeceklerini  duydum, bu  söz  doğru  mudur ?  diye  arz etti. Resûlullah“sallallahü aleyhi ve sellem” o yaşlı kadına lâtife ederek;</p>
<p>(Cennete genç kadınlar girecek, yaşlılar değil !) buyurdu.  Bunun  üzerine  o   yaşlı  kadın  üzgün  bir  şekilde evine   gitmek  için  izin  isteyince,  Resûlullah  efendimiz ”sallallahü aleyhi ve sellem” o kadına tekrar; (Allahü teâlâ yaşlı kadınlara  gençlik ihsân  ettikten sonra Cennete sokacaktır. Bunun için, Cennette  ihtiyar bulunmayıp, herkes genç olacaktır.) buyurdular.<br />
Güler yüzlü, yumuşak ve cana yakın insanlarla konuşmak, tanışmak ve kaynaşmak kolaydır.<br />
Asık suratlı insanlar ile konuşmak, sıkıntıdır. İhtiyaç kadar konuşur, bir an önce ayrılmak isteriz.</p>
<p> </p>
<p>Nasreddin Hocanın lâtifeleri ve nükteleri pek çoktur bizi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. İşte onlardan biri.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="center"><strong> </strong></p>
<p>Tavuğu 5, papağanı 50 akçeye satan adama Hoca sorar.”<br />
- “Hemşerim bu nasıl kuş 50 Akçe istersin?”<br />
- “Hocam bu kuşa papağan derler ve ve insan gibi konuşur.” Bunu duyan Hoca hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner ve başlar bağırmaya.<br />
- “Bu gördüğünüz kuş sadece 100 Akçeye, gel, gelll!” Herkesten çok papağanı satan adam şaşar bu işe ve Hoca’ya sorar:<br />
- “Hocam 100 Akçe çok değil mi bir hindi için?” Hoca:<br />
- “Sen 50 ye satıyorsun ama”<br />
- “Dedim ya hocam benim kuş konuşur ama”<br />
- “Öyleyse, benimki de düşünür!”</p>
<p> </p>
<p>Büyükler de sohbetlerinde lâtife yaparak, talebelerinin dikkâtini bu şekilde toplamaya çalışırlarmış.</p>
<p> </p>
<p>Tâcüddîn hazretleri talebelerinden biri şöyle anlatır: &#8220;Bir defâsında hocamızla bir yerde oturuyorduk. O, feyzsaçılan ağızlarından sanki inci ve mercan dökülüyor, tasavvufa âit ince mârifetlerden, yüksek hakîkatlerden anlatıyordu. Bâzan da, talebelerin dikkatlerinin dağılmaması ve usanmamaları için, arada bir latîfe ve şaka yapıyordu. Talebelerden birinin gönlünden;</p>
<p>&#8220;Böyle yüksek bir zâtın, böyle latîfe ve şaka ile de meşgûl olması münâsib değildir.&#8221; diye geçti. Allahü teâlânın izni ile, kerâmet olarak o talebenin kalbinden geçenleri anlayan Tâcüddîn hazretleri buyurdu ki: &#8220;Mîzâh (latîfe, şaka yapmak), Resûlullah efendimizin sünnetlerindendir. Çünkü O, aşırı olmamak ve yalan olmamak şartı ileEshâb-ı kirâm ile şakalaşırdı.&#8221; Bunun üzerine, kalbine öyle düşünceler gelen talebe, düşüncelerinde hatâlı olduğunu, hocasının yaptığının uygunsuz olmadığını anlıyarak, o hâline tövbe etti.</p>
<p> </p>
<p>Abdülkâdir Deştûtî, bir gün Sultan Kayıtbay ile birlikte otururken, elbisesine sinekler kondu.</p>
<p>Latîfe yoluyla sultâna dedi ki: &#8220;Şu sineklere söyle de, benim üzerimden gitsinler.&#8221; Kayıtbay;</p>
<p>&#8220;Efendim! Sinekler benim sözümden ne anlarlar. Ben onlara nasıl anlatabilirim?&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Abdülkâdir Deştûtî hazretleri buyurdu ki: &#8220;Sen nasıl sultansın ki, sineklere dahi sözün geçmiyor?&#8221; Yânî, bunu söylerken nükte yolu ile; &#8220;Dünya sultanlığına güvenme.</p>
<p>Bu her ne kadar yüksek görünüyor ise de, sineklerin bile kendisine itâat etmediği bu sultanlığa sultanlık denir mi? Buna aldanıp gururlanmamak lâzımdır.&#8221; demek istedi. Bundan sonra; &#8220;Ey sinekler, üzerimden ayrılınız.&#8221; buyurdu. Bu söz üzerine sinekler üzerinden çekilip gittiler. Bu hâdiseden çok ibret alan Sultan Kayıtbay, hakîkî sultanların bu büyükler olduğunu, onlara tâbi olmakla şereflenen bir çöpçünün, o büyükleri tanımak nasîb olmayan sultanlardan kat kat kıymetli olduğunu daha iyi anladı.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/199/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=199&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/latife/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nâkıs</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/nakis/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/nakis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 12:53:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz&#8230; 
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz !
Bursavî Tabib Muhammed Bey
çeşm=göz
kâmil=Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi.
mizan=Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
irfan=Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal.
NÂKIS: Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=197&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz&#8230;</strong> <strong><br />
</strong><strong>Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz !</strong><br />
Bursavî Tabib Muhammed Bey<br />
çeşm=göz<br />
kâmil=Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi.<br />
mizan=Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.<br />
irfan=Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal.</p>
<p><strong>NÂKIS:</strong> Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. O&#8217;nda kemâl (kusursuz) sıfatlar olmasaydı, eksik ve âciz olurdu. Âciz (güçsüz) ve nâkıs olmak, Allahü teâlâ hakkında muhâldir, imkânsızdır. <em>(Kutbüddîn-i İznikî)</em></p>
<p><span id="more-197"></span></p>
<p><strong>Nâkıstan kemâl olmaz</strong></p>
<p>Bu yolda (tasavvuf yolunda) çalışmak isteyenin önce îtikâdını, inancını, Ehl-i sünnet vel-cemâat âlimlerinin bildirdiklerine göre düzeltmesi lâzımdır. Sonra herkese lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmelidir. Bundan sonra bu öğrendiklerini yapmalıdır. Ondan sonra her zamân Allahü teâlâyı zikretmeli, anmalıdır. Fakat zikir yapmasını kâmil (yetişmiş) ve mükemmil (yetiştirebilen) bir zâttan öğrenmesi şarttır. Nâkıs olandan öğrenirse, kemâle eremez, maksada ulaşamaz. <em>(</em><strong>İmâm-ı Rabbânî</strong> <strong>rahmetullahi aleyh</strong><em>)</em><em></em></p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki; (Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalıdır. Allahü teâlâ, insanlara güç gelen şeyleri değil, kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insan zayıf, dayanıksız yaratılmıştır).</p>
<p>İnsan nakıstır, hata ve günah işleyebilir, mühim olan, hatasını anlayıp tevbe etmek ve iyi bir insan iyi bir kul olmaktır.</p>
<p>Hatasında ısrar eden ahmaktır. (Seyyid Abdülhakim Arvasi rahmetullahi aleyh)</p>
<p> </p>
<p>Bir Müslümanın, kendini Cennetlik gibi, günahkârları da Cehennemlik gibi görmesi doğru değildir.<br />
Günahkârları beğenmemeli, fakat kendini günahkârlardan üstün de görmemelidir. Kendini Cennetlik, günahkârı Cehennemlik bilmemelidir. Hatta kâfir için bile böyle düşünmemelidir. Kâfir, bir Kelime-i şehadet getirerek Cennetlik, kendisi bir söz söyleyerek Cehennemlik olabilir.</p>
<p>İsrailoğullarından bir eşkıya, kırk yıl günah işler. Bir gün Hazret-i İsa aleyhisselamı havarilerden biri ile giderken görür. Yaptığı eşkıyalığa pişman olur. &#8220;Ben bunlara katılayım&#8221; diyerek peşlerine takılır. Havarinin yanına yaklaşır, &#8220;Benim gibi bir eşkıyanın böyle bir zatın yanında gitmesi uygun olur mu?&#8221; diye düşünür. Havari de, &#8220;Bu yol kesici nereden çıktı? Benimle nasıl gelir?&#8221; diyerek ondan uzaklaşıp İsa aleyhisselama yaklaşır. Allahü teâlâ Hazret-i İsa aleyhisselama vahyeder ki:<br />
(İkisine de söyle! İkisinin de geçmişlerini mahvettim. Yeniden amele başlasınlar. Kendini beğendiği için havarinin ibadetini mahvettim. Kendini aşağı gördüğü için de eşkıyanın günahlarını affettim.)<br />
Hazret-i İsa aleyhisselam, durumu her ikisine de bildirir ve eşkıyayı havarileri arasına alır. (İmam-ı Gazali rahmetullahi aleyh)</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/197/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=197&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/nakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hüsn-ü Hulk</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/husn-u-hulk/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/husn-u-hulk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 12:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Gayriye ilm-ü ma&#8217;rifetinden senin ne sûd
Âlemde hüsn-ü hulk kadar ma&#8217;rifet m&#8217;olur
Nâbi
hulk=Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. * İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.
Hüsn-ü hulk=(Hüsn-i hulk) Ahlâk güzelliği. Güzel ahlâk.
Sûd=Kâr, faide, kazanç.
Müslüman güler yüzlü, tatlı dilli, doğru sözlüdür. Kızmaz, kızsa da zararlı iş yapmaz. Büyüklenmez, son derece mütevazı, alçak gönüllüdür. Kendisine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=195&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Gayriye ilm-ü ma&#8217;rifetinden senin ne sûd<br />
Âlemde hüsn-ü hulk kadar ma&#8217;rifet m&#8217;olur</strong><br />
Nâbi</p>
<p><strong>hulk=</strong>Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. * İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.<br />
<strong>Hüsn-ü hulk</strong>=(Hüsn-i hulk) Ahlâk güzelliği. Güzel ahlâk.<br />
<strong>Sûd</strong>=Kâr, faide, kazanç.</p>
<p>Müslüman güler yüzlü, tatlı dilli, doğru sözlüdür. Kızmaz, kızsa da zararlı iş yapmaz. Büyüklenmez, son derece mütevazı, alçak gönüllüdür. Kendisine başvuran herkesi dinler ve imkan buldukça yardım eder.</p>
<p><span id="more-195"></span>Vakarlı, kibar, ağır başlı, haysiyetlidir. Ailesini ve vatanını sever. Ana babasına, hocasına, âmirine karşı saygılıdır. Kumar oynamaz, uyuşturucu kullanmaz, sarhoş olmaz, yalan söylemez, hırsızlık, gasp yapmaz, kimsenin hakkına tecavüz etmez. Hiç kimsenin canına, malına, ırzına dokunmaz. Hasetçi değildir. Başkasının zararına sevinmez. Onlara karşı kin beslemez. Üç günden fazla dargın durmaz, küsmez. Yumuşaktır, fakat pasif değildir. Cömerttir, cimri değildir. Dedikodu etmez, suizanda bulunmaz. Sözünde durur kimseyle alay etmez, onlara zulmetmez. Hainlik etmez. Sahtekâr değildir. Fitne çıkarmaz, özür dileyeni affeder. Vaktini boş geçirmez. Lüzumsuz şeylerle uğraşmaz. Ancak faydalı şeylerle meşgul olur.</p>
<p>Yukarıdaki emir ve yasaklar sadece İslamiyet’te vardır. Müslüman, bu emir ve yasaklara uyduğu ölçüde mükemmel insandır. Tam uyabilirse mükemmelliği de tam olur. Allahü teâlânın evliya kulları böyledir. İslam dini kadar, açık ve mantıki hiçbir din yoktur. Bu dinin esasını anlayan, seven ve uygulayan bir kimse, dünya ve ahirette mutlu olur. Eğer bütün insanlar, İslam ahlakı üzere yaşasalar, dünyada ne kötülük, ne hile, ne savaş, ne şiddet ve ne de zulüm kalırdı. Bunun için, mükemmel bir insan olmaya gayret etmek lazımdır.</p>
<p>Yukarıdaki hususlar İslamiyet’in emirleridir.  İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Ahlakınızı güzelleştiriniz.) </strong>[İbni Lal]</p>
<p><strong>(Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.) </strong>[Hakim]<br />
<strong><br />
(Ben güzel ahlakı bildirmek için gönderildim.) </strong>[Beyheki]<br />
<strong><br />
(Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) </strong>[Beyheki]<br />
<strong><br />
(Din, güzel ahlaktır.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(En faziletli mümin ahlakı en güzel olandır.) </strong>[Tirmizi]<br />
<strong><br />
(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) </strong>[Hakim]<br />
<strong><br />
(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) </strong>[Müslim]</p>
<p><strong>(En iyi kimse, huyu en güzel olandır.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Yumuşak huylu kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(Halka kolaylık, yumuşaklık gösteren Müslümanın Cehenneme girmesi haramdır.) </strong>[İ. Ahmed]</p>
<p>Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, <strong>(Kızma, sinirlenme) </strong>buyurdu. Birkaç kere sorunca, hepsine de <strong>(Kızma, sinirlenme) </strong>buyurdu. (Buhari)</p>
<p>Güzel ahlak hakkında İslam âlimleri buyuruyor ki:<br />
Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır. Güzel ahlak; güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir. Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır. Güzel ahlak, Yaratandan dolayı, yaratılanları hoş görüp, onların eziyetlerine sabırdır. Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalı. Kısacası Müslüman, hasreti çekilen insan demektir.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/195/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=195&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/husn-u-hulk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mevt</title>
		<link>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/mevt/</link>
		<comments>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/mevt/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 12:48:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Berceste Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berceste.wordpress.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Mevt şerbeti içilince,
Beyaz kefen biçilince,
Bir yerimiz açılınca,
Örtenlere selam olsun.
Yunus Emre
Mevt=ölüm Canlı, cansız her şeyin belli bir ömrü vardır. Allahü teâlâ, her şeyi, zamanı gelince yaratmakta, ömrü bitince de, yok etmektedir. İnsanın ömrü de, çok kısadır.
Ölümün her an geleceğini düşünmelidir. Zira Enbiya suresinin otuzbeşinci ve Ankebut suresinin elliyedinci âyet-i kerimelerinde mealen; (Her canlı, ölümün tadını tadacaktır!) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=193&subd=berceste&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Mevt şerbeti içilince,<br />
Beyaz kefen biçilince,<br />
Bir yerimiz açılınca,<br />
Örtenlere selam olsun.<br />
</strong>Yunus Emre</p>
<p><strong>Mevt=ölüm </strong>Canlı, cansız her şeyin belli bir ömrü vardır. Allahü teâlâ, her şeyi, zamanı gelince yaratmakta, ömrü bitince de, yok etmektedir. İnsanın ömrü de, çok kısadır.</p>
<p>Ölümün her an geleceğini düşünmelidir. Zira Enbiya suresinin otuzbeşinci ve Ankebut suresinin elliyedinci âyet-i kerimelerinde mealen; <strong>(Her canlı, ölümün tadını tadacaktır!) </strong>buyurulmuştur.</p>
<p><span id="more-193"></span>Bunun için, her insan ölecektir. Ölümden kurtuluş yoktur. Hadis-i şerifte; <strong>(Ömrü uzun, ibadetleri de çok olana müjdeler olsun!) </strong>buyuruldu.</p>
<p>Sıhhatin, gençliğin ölüme mani olmadıklarını unutmamalıdır. Çocuklardaki ve gençlerdeki ölüm sayısının, yaşlılardaki ölüm sayısından çok olduğunu istatistikler göstermektedir. Çok hastaların iyi olup yaşadıkları, çok sağlam kişilerin çabuk öldükleri her zaman görülmektedir. Hadis-i şerifte; <strong>(Ölümü çok hatırlayınız. Onu hatırlamak, insanı günah işlemekten korur ve ahirete zararlı olan şeylerden sakınmaya sebep olur) </strong>buyuruldu.</p>
<p><strong>Ölmek Yok olmak mıdır?</strong></p>
<p>Ölmek, yok olmak değildir. Varlığı bozmıyan bir işdir. Mevt, rûhun bedene olan bağlılığının sona ermesidir. Rûhun, bedenden ayrılmasıdır. Mevt, insanın bir hâlden başka bir hâle dönmesidir. Bir evden, bir eve göç etmekdir. Ömer bin Abdül’azîz “rahmetullahi aleyh” buyurdu ki, (Sizler, ancak ebediyyet, sonsuzluk için yaratıldınız! Lâkin bir evden, bir eve göç edersiniz!). Mevt, mü’mine hediyyedir, nimetdir. Günâhı olanlara musîbetdir. Fakîrlere râhat, zenginlere azâbdır. Akl, Allahü teâlânın hediyyesidir. Cehâlet, doğru yoldan çıkmağa sebebdir. Zulm, insanın çirkinliğidir. İbâdet, gözün nûru olan, sevinc ve neş’edir. Allah korkusundan ağlamak, kalbin cilâsıdır. Kahkaha ile gülmek, kalbin zehridir. İnsan, ölümü istemez. Hâlbuki mevt, fitneden hayrlıdır. İnsan yaşamağı sever. Hâlbuki mevt, ona hayrlıdır. Sâlih olan mü’min, mevt ile, dünyânın eziyyet ve yorgunluğundan kurtulur. Zâlimlerin ölümü ile, memleketler ve kullar râhata kavuşur. Din düşmanlarından bir zâlimin ölümünde, hâtıra gelen eski bir Beyt:</p>
<p><strong>Ne kendi etdi râhat, ne âleme verdi huzûr,<br />
yıkıldı gitdi cihândan, dayansın ehl-i kubûr.</strong></p>
<p>Mü’minin rûhunun bedenden ayrılması, esîrin habsden kurtulması gibidir. Mü’min öldükden sonra, bu dünyâya geri gelmek istemez. Yalnız şehîdler, dünyâya geri gelip, bir dahâ şehîd olmak ister. Dünyânın iyiliği gitdi. Kederleri kaldı. Bundan dolayı ölüm, her müslimân için hediyyedir. Bir adamın dînini, ancak kabri korur. Mü’minlere yapılacak ikrâmlardan birincisi, ölümdeki sevincdir. Mü’mini râhatlandıran, ancak Allahü teâlâya kavuşmakdır.</p>
<p>İnsan ölünce, ruhu bedenden ayrılır. İnsanın dünyada iken yaptığı iyi işleri, imanı ve güzel ahlakı, nurlar, ışıklar, bostanlar, çiçekler, köşkler, inciler şeklini alırlar. Cahilliği, sapıklığı, kötü huyları da, ateşler, karanlıklar, akrepler, yılanlar şeklinde görünürler. İmanlı ve iyi huylu ruh, nimetleri Cennetlere kendi götürmektedir. Kâfir ve fasık ruhlar da, ateşleri, azabları, kendisi birlikte götürür. Ruh, bu cisim aleminde kaldıkça, yüklendiği bu şeyleri anlayamaz. Bedene bağlılığı ve cisim alemine dalmış olması, onları anlamasına mani olur. Ruh, bedenden ayrılınca, bu engeller kalmaz. O zaman, kendinde bulunan iyi ve kötü yükleri, onlara uygun şekillerde görmeye başlar.</p>
<p>Her Müslümanın, ölüme hazırlanması lazımdır. Ölümü her an hatırlaması gerekir. Hazret-i Ömer’in(radıyallahu anh) yüzüğünde <strong>Kefa bil-mevt vaizan ya Ömer</strong> yazılı idi. Manası, <strong>Ya Ömer, vaiz(nasihatçı) olarak ölüm kâfidir </strong>demektir. <strong>Ya Ömer</strong> kısmı hariç, hadis-i şeriftir. (Taberani)<br />
Nitekim, Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) bir kimseye her gün birkaç kere gelip, ölümü hatırlatsın diye birkaç akçe tayin etmişti. Her vakit o kimse gelip, ölümü ona hatırlatırdı. Bir gün o şahsın vazifesine son verdi. Şahıs kusur mu ettim diye üzülünce, buyurdu ki, senin gelip ölümü hatırlatmana ihtiyacım kalmadı. Zira sakalıma ak düştü. Sakalın akı ise ölümün habercisidir. Daima göz önünde olup, ölümü hatırlatır. <strong>(Menakib-i Çihar-i Yari Güzin)</strong></p>
<p>Ölümü günde yirmi kere hatırlayanın şehid olarak öleceği hadis-i şerifle bildirilmiştir.<br />
İbni Âbidin hazretlerinin <strong>Redd-ül muhtar</strong> kitabındaki bir hadis-i şerifte, Müslüman olmak şartı ile günde 25 kere <a href="http://www.dinimizislam.com/Ekart/dualar/005.jpg" target="_blank">&#8220;Allahümme barik li filmevt ve fi-ma bad-el-mevt</a>&#8221; okuyan, kimselerin şehid olarak öleceği bildirilmektedir.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560">
<tbody>
<tr>
<td> </p>
<p><strong>Ölüm ansızın gelir</strong></td>
</tr>
<tr>
<td> </p>
<p>Dünyaya sarılırken,<br />
Ölüm ansızın gelir.<br />
Boş işle yorulurken,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p>Deseler inanmazsın,<br />
Ölümü hiç anmazsın,<br />
Sıra bende sanmazsın,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p>Kötü şeyler edersin,<br />
Tevbe ederim dersin,<br />
Uzun emel güdersin,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p>Bak gözlerin kararmış,<br />
Betin benzin sararmış,<br />
Demek seni ararmış,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p>Dünya için koşarken,<br />
Zevk içinde coşarken,<br />
Bardağından taşarken,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p>Dünya işi bitmeden,<br />
Henüz hacca gitmeden,<br />
Tevbe bile etmeden,<br />
Ölüm ansızın gelir.</p>
<p><strong>Yunus,</strong> dünya halinden,<br />
Haber verdin ölümden,<br />
Beklemezken aniden,<br />
Ölüm ansızın gelir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/berceste.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/berceste.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/berceste.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/berceste.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/berceste.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/berceste.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/berceste.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/berceste.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/berceste.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/berceste.wordpress.com/193/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=berceste.wordpress.com&blog=809227&post=193&subd=berceste&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berceste.wordpress.com/2009/09/03/mevt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/462f156c80672671fbd7d30df7307d14?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Malik</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>