Biz bu dünyâdan gider olduk,
Kalanlara selâm olsun.
Bizim için hayır duâ,
Kılanlara selâm olsun.
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)
SELÂM (Es-Selâm):
Biz bu dünyâdan gider olduk,
Kalanlara selâm olsun.
Bizim için hayır duâ,
Kılanlara selâm olsun.
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)
SELÂM (Es-Selâm):
Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar.
(Ahmed Yesevî rahmetullahi aleyh)
ÂHİR ZAMAN: Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.
Muhammed aleyhisselamdan sonra, başka peygamber gelmeyecek, kıyamete kadar Onun bildirdiği İslam dini geçerli olacaktır. (Bin yılından sonra ahir zamandır) demek, ahir zaman alametlerinin çoğalmaya başladığı zaman demektir. Bu alametler gittikçe çoğalacak, en son büyük alametler çıkacak, ondan sonra da artık kıyamet kopacaktır.
Yazının devamını oku »
Geçdi gençlik, tatlı bir rü’yâ gibi, ey çeşmim zâr!
Beni mecnûn etdi girye, meskenim olsun mezâr!
çeşm=göz
zâr=ağla
girye=gözyaşı,ağlamak
mecnûn=aşık,birini çok fazla sevip aklını kaçıran
(İmam-ı Rabbani Hazretleri(rahmetullahi aleyh) mektubat kitabında; gençlik zamanın kıymetini bildirmekte ve gençlere nasihatlarını içeren mektublarda dünya ve ahiret seadetini göstermektedir.)
Kıymetli yavrum! Cenâb-ı Hak, hayrlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, islâmiyyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun olarak yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü fâidesiz, boş şeyler arkasında geçirmemek için ve oyunla, eğlence ile geçirmemek için çok uyanık olunuz!
Olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-i tedbîrden
Kûdekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden
Verzîş: Gayret, çalışma
Kûdek: Bebek, Kûdekân : Bebekler
Bî-zebân: Dilsiz
Şîr: Süt
[İnsanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı-dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.]
RIZK (Rızık): Allahü teâlânın takdir ettiği maddî ve mânevî nîmet, kısmet. Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yer.
Rızkın birkaç anlamı vardır.
| 1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar. Yazının devamını oku » |
Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez !
Şeyhülislam Yahya
| Latife=Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu.
Latife yapmak=Şaka yapmak, fıkra anlatıp insanları güldürmek
|
| Asık yüzlü, somurtkan insanların pek sevilmediğini hepimiz biliriz. Güler yüzlü insanların sattığı sirkeyi alırız da, asık suratlı insanların sattığı balı almak istemeyiz. Bu, insanların tabiatında var.
Yoğun çalışmalar ve üzücü olaylar karşısında sıkılan insanın, neşeli olmaya ihtiyacı vardır. Bunun için ara sıra [dini hususların haricinde] fıkra anlatmak, şakalaşmak iyi olur. Yazının devamını oku » |
Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz…
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz !
Bursavî Tabib Muhammed Bey
çeşm=göz
kâmil=Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi.
mizan=Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
irfan=Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal.
NÂKIS: Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. O’nda kemâl (kusursuz) sıfatlar olmasaydı, eksik ve âciz olurdu. Âciz (güçsüz) ve nâkıs olmak, Allahü teâlâ hakkında muhâldir, imkânsızdır. (Kutbüddîn-i İznikî)
Gayriye ilm-ü ma’rifetinden senin ne sûd
Âlemde hüsn-ü hulk kadar ma’rifet m’olur
Nâbi
hulk=Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. * İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.
Hüsn-ü hulk=(Hüsn-i hulk) Ahlâk güzelliği. Güzel ahlâk.
Sûd=Kâr, faide, kazanç.
Müslüman güler yüzlü, tatlı dilli, doğru sözlüdür. Kızmaz, kızsa da zararlı iş yapmaz. Büyüklenmez, son derece mütevazı, alçak gönüllüdür. Kendisine başvuran herkesi dinler ve imkan buldukça yardım eder.
Mevt şerbeti içilince,
Beyaz kefen biçilince,
Bir yerimiz açılınca,
Örtenlere selam olsun.
Yunus Emre
Mevt=ölüm Canlı, cansız her şeyin belli bir ömrü vardır. Allahü teâlâ, her şeyi, zamanı gelince yaratmakta, ömrü bitince de, yok etmektedir. İnsanın ömrü de, çok kısadır.
Ölümün her an geleceğini düşünmelidir. Zira Enbiya suresinin otuzbeşinci ve Ankebut suresinin elliyedinci âyet-i kerimelerinde mealen; (Her canlı, ölümün tadını tadacaktır!) buyurulmuştur.
Kâfi bana bilmek beni, hiç bilmesin alem,
Zira büyük afettir o şöhret, neme lazım.
Giridli Sırrı Paşa
Şöhret =Ad yapma. Ün. Şân. * Hadis ilminde: Meşhur hadis mânasında kullanılır.
(Mevki ve şöhret sahibi olmak arzusu, insanlarda üç şeyden hasıl olmaktadır.
Birinci sebep, nefsin arzularına kavuşmaktır. Nefs, arzularının, haram yollardan elde edilmesini ister.
Nevres, selîm-ü pâk gelip gitmedir hüner
Yohsa cihana günde bin âdem gelir gider
Sakızadalı Osman Nevres
Selîm= Sağlam, kusursuz. Refah ve selâmet üzere bulunan.
Pak=Temiz, saf, katıksız. Hep, tamam, mübarek, kudsi.
Selim-ül Kalb=Temiz kalbli
Sakızadalı Osman Nevres yukarıdaki beyitte demek istiyor ki; Bu dünyaya geldiğin gibi temiz ve güzel gelip gitmektir marifet; yoksa bu köhne değirmene günde binlercesi gelir, gider. Öyle ya, tertemiz gelmemiş miydik dünyaya. Geldiğimiz gibi gidememek ne büyük hüsrandır. Yazının devamını oku »