Ocak 10, 2010 11:08 am
· Kategori: 1
Bed asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir
Ziya Paşa
Bed=kötü, soysuz
zer-dûz=som altın
necâbet=asalet
İSTİ’DÂD: Bir şeyin alınmasına, elde edilmesine ve kazanılmasına olan yatkınlık, doğuştan gelen kâbiliyet, kavrayış, anlayış. İ sti’dâd Allahü teâlânın ihsânıdır. Hazret-i Ebû Bekr isti’dâdı sebebi ile Peygamberimize sallallahü aleyhi ve sellem bir şey sormadan inanıverdi. Ebû Cehl’de isti’dâd kuvveti bulunmadığından, o kadar alâmet ve mûcizeler (peygamberlere mahsus âdet dışı hâdiseler) gördüğü hâlde, Peygamberliğe inanmak seâdeti (mutluluğu) ile şereflenemedi. (İmâm-ı Rabbânî rahmetullahi aleyh)
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Aralık 16, 2009 3:27 pm
· Kategori: 1
Hayâlin önümde, parlak ay gibi,
zulmeti gideren mehtâba benzer,
Bu âlem görünür bir serây gibi,
ışık olmayınca, zindâna benzer!
HAYÂL: Bir şeyi gördükten sonra veya görmeden önce zihinde şekillendirme. Hâfızanın yardımıyla zihinde bir şeyler canlandırma.
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Aralık 11, 2009 8:36 am
· Kategori: 1
Bed asla necâbet mi verir hiç üniforma,
Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir .
Ziya Paşa
Bed= Soysuz, Fenâ. Kötü. Çirkin. Yaramaz. şer. şeni’
Necâbet= Asalet, Neciblik, temiz soyluluk. Huy temizliği.
Zer-dûz= Som altın
Palan= Semer
FITRAT:
1. Hilkat, yaratılış.
El, ayak, göz, kulak, dil ve diğer âzâlar (organlar); kalbin emrinde ve hizmetindedir. Bu âzâlarda kalb dilediği gibi tasarruf eder (bunları kullanır) ve onları istediği yöne yöneltir. Bu âzâlar, fıtraten kalbe itâate (uymaya) mecbûrdur. Ona aslâ karşı gelip, isyân etmezler. (İmâm-ı Gazâlî rahmetullahi aley) Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Kasım 18, 2009 8:21 am
· Kategori: 1
Hâşâ zulm etmez , kuluna Hüdâsı!
Herkesin çekdiği, kendi cezâsı!
İKÂB: Cezâ, azâb, mihnet. Şiddetli azab, eziyet. Günâhın cezâsını vermek.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Biliniz ki, muhakkak Allahü teâlânın (haram işleyenler için) ikâbı pek çetindir. Allahü teâlânın, (haramları terk edenlere) mağfireti (bağışlaması bol) ve merhâmeti çoktur. (Mâide sûresi: 98) Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Ekim 22, 2009 4:14 pm
· Kategori: 1
Ni’mete kavuşanlara âfiyet olsun;
Zevallı âşık birkaç damla ile doysun.
Afiyet:Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak. Genellikle insanlar arasında yemekten önce, yemek esnasında ve yemekten sonra “Afiyet olsun” deniyor. Konuşma ve sohbet anında da Sıhhat ve afiyetler dileriz deniyor. Bu ikisi aynı şey değildir. Sıhhat ayrı, afiyet ayrı şeylerdir. Birbirine benziyor ise de farklıdır, sıhhat sağlık demektir.
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Ekim 7, 2009 1:29 pm
· Kategori: 1
Şunlar kim, burada, gönüller yapar,
zekâtını verir, hem, fakîre bakar.
Alışda-verişde sünnete uyar,
İslâmiyyeti gözeten eller yanar mı?
İNFÂK:Nafaka verme. Besleme. Geçindirme. Harcayıp tüketme. Fakir olma.
Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama. Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme.
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Eylül 9, 2009 3:40 pm
· Kategori: 1
Biz bu dünyâdan gider olduk,
Kalanlara selâm olsun.
Bizim için hayır duâ,
Kılanlara selâm olsun.
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)
SELÂM (Es-Selâm):
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Eylül 3, 2009 1:07 pm
· Kategori: Berceste Köşesi
Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar.
(Ahmed Yesevî rahmetullahi aleyh)
ÂHİR ZAMAN: Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.
Muhammed aleyhisselamdan sonra, başka peygamber gelmeyecek, kıyamete kadar Onun bildirdiği İslam dini geçerli olacaktır. (Bin yılından sonra ahir zamandır) demek, ahir zaman alametlerinin çoğalmaya başladığı zaman demektir. Bu alametler gittikçe çoğalacak, en son büyük alametler çıkacak, ondan sonra da artık kıyamet kopacaktır.
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Eylül 3, 2009 1:04 pm
· Kategori: Berceste Köşesi
Geçdi gençlik, tatlı bir rü’yâ gibi, ey çeşmim zâr!
Beni mecnûn etdi girye, meskenim olsun mezâr!
çeşm=göz
zâr=ağla
girye=gözyaşı,ağlamak
mecnûn=aşık,birini çok fazla sevip aklını kaçıran
(İmam-ı Rabbani Hazretleri(rahmetullahi aleyh) mektubat kitabında; gençlik zamanın kıymetini bildirmekte ve gençlere nasihatlarını içeren mektublarda dünya ve ahiret seadetini göstermektedir.)
Kıymetli yavrum! Cenâb-ı Hak, hayrlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, islâmiyyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun olarak yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü fâidesiz, boş şeyler arkasında geçirmemek için ve oyunla, eğlence ile geçirmemek için çok uyanık olunuz!
Yazının devamını oku »
Kalıcı Bağlantı
Eylül 3, 2009 12:59 pm
· Kategori: Berceste Köşesi
Olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-i tedbîrden
Kûdekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden
Verzîş: Gayret, çalışma
Kûdek: Bebek, Kûdekân : Bebekler
Bî-zebân: Dilsiz
Şîr: Süt
[İnsanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı-dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.]
RIZK (Rızık): Allahü teâlânın takdir ettiği maddî ve mânevî nîmet, kısmet. Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yer.
Rızkın birkaç anlamı vardır.
1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar.
Yazının devamını oku » |
Kalıcı Bağlantı
Eski Yazılar »