İkâb

şâ zulm etmez , kuluna Hüdâsı!
Herkesin çekdiği, kendi cezâsı!

İKÂB: Cezâ, azâb, mihnet. Şiddetli azab, eziyet. Günâhın cezâsını vermek.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:

Biliniz ki, muhakkak Allahü teâlânın (haram işleyenler için) ikâbı pek çetindir. Allahü teâlânın, (haramları terk edenlere) mağfireti (bağışlaması bol) ve merhâmeti çoktur. (Mâide sûresi: 98) Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Afiyet

Ni’mete kavuşanlara âfiyet olsun;
Zevallı âşık birkaç damla ile doysun.

Afiyet:Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak. Genellikle insanlar arasında yemekten önce, yemek esnasında ve yemekten sonra “Afiyet olsun” deniyor. Konuşma ve sohbet anında da Sıhhat ve afiyetler dileriz deniyor. Bu ikisi aynı şey değildir. Sıhhat ayrı, afiyet ayrı şeylerdir. Birbirine benziyor ise de farklıdır, sıhhat sağlık demektir.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

İnfâk

Şunlar kim, burada, gönüller yapar,
zekâtını verir, hem, fakîre bakar.
Alışda-verişde sünnete uyar,
İslâmiyyeti gözeten eller yanar mı?

İNFÂK:Nafaka verme. Besleme. Geçindirme.  Harcayıp tüketme.  Fakir olma.
Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama. Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Selâm(Es-Selâm)

Biz bu dünyâdan gider olduk,
Kalanlara selâm olsun.
Bizim için hayır duâ,
Kılanlara selâm olsun.
(Yûnus Emre rahmetullahi aleyh)

SELÂM (Es-Selâm):

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Âhir Zaman

Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar.

(Ahmed Yesevî rahmetullahi aleyh)

ÂHİR ZAMAN: Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.

Muhammed aleyhisselamdan sonra, başka peygamber gelmeyecek, kıyamete kadar Onun bildirdiği İslam dini geçerli olacaktır. (Bin yılından sonra ahir zamandır) demek, ahir zaman alametlerinin çoğalmaya başladığı zaman demektir. Bu alametler gittikçe çoğalacak, en son büyük alametler çıkacak, ondan sonra da artık kıyamet kopacaktır.
Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Gençlik

Geçdi gençlik, tatlı bir rü’yâ gibi, ey çeşmim zâr!
Beni mecnûn etdi girye, meskenim olsun mezâr!

çeşm=göz
zâr=ağla
girye=gözyaşı,ağlamak
mecnûn=aşık,birini çok fazla sevip aklını kaçıran

(İmam-ı Rabbani Hazretleri(rahmetullahi aleyh) mektubat kitabında; gençlik zamanın kıymetini bildirmekte ve gençlere nasihatlarını içeren mektublarda dünya ve ahiret seadetini göstermektedir.)

Kıymetli yavrum! Cenâb-ı Hak, hayrlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, islâmiyyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun olarak yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü fâidesiz, boş şeyler arkasında geçirmemek için ve oyunla, eğlence ile geçirmemek için çok uyanık olunuz!

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Rızk

Olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-i tedbîrden
Kûdekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden

Verzîş: Gayret, çalışma
Kûdek: Bebek, Kûdekân : Bebekler
Bî-zebân: Dilsiz
Şîr: Süt

[İnsanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı-dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.]

RIZK (Rızık): Allahü teâlânın takdir ettiği maddî ve mânevî nîmet, kısmet. Yiyecek, içecek, giyecek ve barınacak yer.

Rızkın birkaç anlamı vardır. 

1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar.
Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Latife

Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez !
Şeyhülislam Yahya

Latife=Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu.

Latife yapmak=Şaka yapmak, fıkra anlatıp insanları güldürmek

 

Asık yüzlü, somurtkan insanların pek sevilmediğini hepimiz biliriz. Güler yüzlü insanların sattığı sirkeyi alırız da, asık suratlı insanların sattığı balı almak istemeyiz. Bu, insanların tabiatında var.

Yoğun çalışmalar ve üzücü olaylar karşısında sıkılan insanın, neşeli olmaya ihtiyacı vardır. Bunun için ara sıra [dini hususların haricinde] fıkra anlatmak, şakalaşmak iyi olur.   Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Nâkıs

Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz…
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz !
Bursavî Tabib Muhammed Bey
çeşm=göz
kâmil=Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi.
mizan=Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas.
irfan=Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal.

NÂKIS: Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. O’nda kemâl (kusursuz) sıfatlar olmasaydı, eksik ve âciz olurdu. Âciz (güçsüz) ve nâkıs olmak, Allahü teâlâ hakkında muhâldir, imkânsızdır. (Kutbüddîn-i İznikî)

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Hüsn-ü Hulk

Gayriye ilm-ü ma’rifetinden senin ne sûd
Âlemde hüsn-ü hulk kadar ma’rifet m’olur

Nâbi

hulk=Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. * İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.
Hüsn-ü hulk=(Hüsn-i hulk) Ahlâk güzelliği. Güzel ahlâk.
Sûd=Kâr, faide, kazanç.

Müslüman güler yüzlü, tatlı dilli, doğru sözlüdür. Kızmaz, kızsa da zararlı iş yapmaz. Büyüklenmez, son derece mütevazı, alçak gönüllüdür. Kendisine başvuran herkesi dinler ve imkan buldukça yardım eder.

Yazının devamını oku »

Yorum Yapın

Önceki Yazılar»